Main Registration

Login

Welcome Guest | RSSSaturday, 2017-08-19, 3:59 PM
Menu du site

Tag Board

Our poll
sitenin orani nasil
Total of answers: 12

Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

Main » 2011 » May » 18 » Konya bağımsız milletvekili adayı Mehmet Bozdağ: LİDERİN VEKİLİ DEĞİL HALKIN VEKİLİ
7:21 PM
Konya bağımsız milletvekili adayı Mehmet Bozdağ: LİDERİN VEKİLİ DEĞİL HALKIN VEKİLİ

AgendaKurd: Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

M.Bozdağ: 1965’de Konya Cihanbeyli Yapalı Kasabası’nda dünyaya geldim. İlk, orta ve lise öğrenimimi Konya’da bitirdim. 1985 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünü kazandım.

Evliyim, Helin ve Berfin isimlerinde iki kızım var.

1995-1998 arasında örgütlenmeden sorumlu HADEP Konya İl Sekreterliği, 1998-2002 HADEP Konya İl Başkanlığı, 2002-2005 arası DEHAP Genel Merkez yöneticiliği, 2005-2008 DTP Kurucu üyeliği ve Parti Meclis üyeliği, 2008-2011 BDP Disiplin Kurulu ve Parti Meclisi görevlerinde bulundum.

Şu an İnsan Hakları Derneği, Doğa Derneği, Buğday Derneği, Sigortacılar Derneği ve Ticaret Odası üyesiyim.

AgendaKurd: Bağımsız adayları desteklemek için bize 5 önemli neden sayabilir misiniz?

 

M.Bozdağ: Emek, Demokrasi ve Özgürlük bloğunun adayları

a) Kürt Sorunu çözümü için

b) Demokrasi ve Özgürlüklerin kazanılması için

c) Kürt Ulusal Birliğinin sağlanması için

d) Savaşın ve şiddetin son bulması için

e) Kendi kendini yönetmek için vardır.

 

Amiyane tabiriyle "toplumun gazını aldılar”, bu kadar az ve sınırlı yönelimler bile Türkiye insanını şoke etti

AgendaKurd: Hükümetin başta ekonomi ve sağlık alanda çoğu zaman muhallefetin de kabul ettiği belirli gelişmeler var. Siz de aynı kanıda mısınız?

M.Bozdağ: AKP iktidarının ekonomi ve sağlık alanındaki gelişmeleri başarı olarak algılamıyorum. İnsanım diyen herkesin eşit iş ve imkanlara sahip olması gerekiyor. Ülkemizde AKP’nin zenginleri çok önemli gelişmeler (zenginleşirken) kat ederken, emekçi halk gittikçe yoksullaşıyor. Kredi ve destekleme fonları ile yoksullaştırılan halka sadaka kültürü dayatılmaktadır. Özelleştirme politikasıyla ülkenin her değeri satışa çıkarılarak, kısa vadede rahatlama yaratılmış lakin uzun vadede ekonominin çökmesi söz konusudur.

Sağlık politikalarında ise performans adı altında insan sağlığı hiçe sayılmaktadır. Performans puanlarını doldurma adına insan sağlığı hiçe sayılmakta, sağlık emekçilerinin özlük hakları yok sayılarak uygulanan köleleştirme politikası bir gelişme değildir.

Ayrıca devletin temel görevi insanca yaşanabilinir bir yaşam standardını yaratmaktır. Bu standartın çok uzağındayız. Yakın zamanda görünen odur ki, hastaneleri, sağlık merkezlerini hekimler değil farklı mesleklerdeki kişiler, şahsiyetler yönetecek.

AgendaKurd: Demokratikleşme konusunda AKP’nin bugüne kadarki performansını sevabı ve günahıyla birlikte bize açıklar mısınız?

M.Bozdağ: AKP demokratikleşme noktasında samimi olmadığı gibi çok tehlikeli bir yaklaşıma sahiptir. Bir yandan Kürt sorununu çözeceğiz derken diğer yandan geçen hafta sayın Erdoğan "Kürt sorunu yoktur” demiştir. Yeni bir anayasa derken asıl derdi 12 Eylül faşist darbe anayasasını meşrulaştırma çabasısıdır. AKP ılımlı İslam modeli ile red ve inkar politikasını inceltilmiş olarak devam ettirmek istemektedir. Açılım adı altında sadece konuşup, reklam yapmanın ötesine geçememiştir. Bırakalım iyileştirmeler yapmayı tam da aksine saldırı politikalarını arttırmaktadır.

12 Eylül askeri darbe dönemlerini de aşan hukuksuzluklar had safhaya ulaşmıştır. KCK operasyonunda aralarında 16 Belediye Başkanımız, DTP Genel Başkan Yardımcıları ve il yöneticileri, Belediye meclis üyelerinden 2000’i aşan insanımızın tutuklanması. Bunlara ek olarak sadece son bir hafta içinde 1000 arkadaşımızın da gözaltına alınması AKP’nin ve "İmamın Orduları”nın demokrasisinin göstergesidir. AKP’nin tek derdi var, o da Darbe anayasasının ömrünü uzatmaktır.

Net olan o’dur ki, atılmak zorunda kalınan adımlar, halkın örgütlü gücü karşısında daha fazla direnememesinden kaynaklıdır.

AgendaKurd: Ergenekon ve balyoz davalarını nasıl görüyorsunuz?

M.Bozdağ: Ergenekon, Balyoz davaları geç kalınan davalardır. Şu ana kadar görünen, bu konuda da samimi olmadıklarıdır. Kralın çıplaklığını örtmek için görünen, saklanamayan yüzüyle uğraşılmaktadır. Halen Kürdistan boyutuna girmedikleri, girmek istemediklerini hep beraber görüyoruz. Demirel, Tansu Çiller, Mehmet Ağar gibileri için en ufak girişim dahi görmemekteyiz. Benim anladığım toplumun biriken öfkesini, tepkilerini törpüleme operasyonu olarak kalmıştır. Amiyane tabiri ile "toplumun gazını aldılar”, bu kadar az ve sınırlı yönelimler bile Türkiye insanını şoke etti.

AgendaKurd: Yeni bir anayasa da olmazsa olmazlarınız nelerdir?

M.Bozdağ: Eşit yurttaşlık hakkı, Anadilde Eğitim Hakkı, siyasi ve kültürel haklar, Demokratik özerk yerel yönetimler, %10 baraj sistemin kaldırılması

AgendaKurd: Birçok öğrenci gibi siz de YÖK’den çok çektiniz. Yükseköğrenimde nasıl bir yapılanma öngörüyorsunuz?

YÖK derhal kaldırılarak, Demokratik, Özerk Üniversiteler olmalıdır. Okul meclislerinde öğrencilerde dahil edilerek, söz ve yetki aşamasında yer alabilmelidir. Bilimsel eğitim esas kılınmalı. Bilim işkenceye dönmemelidir.

AgendaKurd: Fiilen kısmen de olsa başörtülü öğrenciler üniversitelere girebiliyorlar. Sizin bu konudaki düşüncenizi alabilir miyiz?

M.Bozdağ: İnsanlar inançlarında özgür olmalı ve ibadetlerinin gereğini de yapabilme hakkı olmalıdır. Tersi de bu hak azınlığın hakkını baskı altına alması olarak da anlaşılmamalıdır.

 

Vicdani red hakkı yasallaştırılmalıdır.

AgendaKurd: Sizin zorunlu askerliğe bakışınız nedir? Önümüzdeki yasama döneminde bu konuda çalışmalarınız olacak mı?

M.Bozdağ: Zorunlu askerlik uygulaması kaldırılmalı. Vicdani red hakkı yasallaştırılmalıdır. Bu konunun takipçisi olacağım.

AgendaKurd: Yurtdışına yaşayan vatandaşların kaldıkları ülkelerde oy kullanmaları kulağa hoş gelse de, onların kaldıkları ülkelere entegrasyonunu engelleyici değil midir? Yada onların iki-üç yılda bir Türkiye’ye gelmelerine rağmen, ülkede yaşayan insanların kaderini belirlemeleri sizce demokratik bir tutum mu?

M.Bozdağ: Entegrasyon asimilasyona yol açıyorsa bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ortak yaşamı, demokratik yaşamı esas almalıyız. Kendi değerlerimizi, yaşadığımız toplumun olumlu değerleriyle birleştirmek entegrasyon olarak algılandığı an hata yaparız. Bir toplumun dilini, kimliğini, kültürünü yok etmek bir soykırım olur. Bu çerçevede insanlar yaşadığı, paylaştığı, ruhsal birliğinin olduğu her yer hakkında karar verme hakkı olmalıdır. Eğer Avrupa’da yaşayan insanlarımız ülkemizin ekonomisinde, yaşamında bir değerse ki; bir değerdir, o zaman yaşadığı her alan hakkında seçme ve seçilme hakkı da demokratiktir.

AgendaKurd: Başta Şıvan Perwer ve Kemal Burkay olmak üzere yurtdışında yaşayan ve ülkesine dönemeyen yoğun bir Kürt kitlesi var. Bunlara sadece ‘dönün’ demek yeterli mi? Bunun altyapısı sizce var mı?

M.Bozdağ: Faşist darbelerin sonucu ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan, farklı alanlarda mücadele eden herkes için siyasal af ilan edilmelidir.

 

Bugünkü Türkiye’yi değiştirecek tek güç biziz

AgendaKurd: AKP, CHP ve BDP destekli bağımsızların seçim bildirilerini özet olarak karşılaştırabilir misiniz?

M.Bozdağ: Bu soruyu karşılaştırma yerine özet düşüncelerimizi aktarayım. Yoksa sayfalar ve zamanda yetmez.

*Baskı, inkâr, asimilasyon ve Kürt sorununda çözümsüzlükte ısrarın devam ettiği;

*Anadilde eğitim ve savunma hakkının engellendiği;

*Kadına yönelik her türlü ayrımcı uygulamanın, baskının, şiddetin, kadın katliamlarının tırmandığı;

*Gençlerin YGS, LGS ve KPSS gibi sınavlar yüzünden dershane kapılarında süründüğü, işsizliğin pençesinde çırpındığı ;

*Borç batağına saplanmış yığınlarda; açlık, işsizlik ve yoksulluğun kol gezdiği;

*Kamu hizmetlerinin tasfiye edilerek özelleştirildiği;

*Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik haklarının gasp edildiği;

*Sömürünün derinleştirildiği, emekçilerin sürekli hak kaybına uğradığı,

*Örgütlenme hakkının kısıtlandığı ve sendikaların sürekli baskı altında tutulduğu;

*Siyasi partilerin kapatıldığı;

*İnsan hakları savunucularının, seçilmişlerin, muhalif siyasetçilerin tutuklandığı;

*Muhalif basın yayın organlarının susturulduğu;

*Sürekli çatışmalı ortamın diri tutulduğu ‘bugünkü Türkiye’yi değiştirecek tek güç biziz!’

*İdari yapının demokratikleştirilmesi için çözüm önerimiz, bölgesel yönetimler şeklinde tanımladığımız demokratik özerk’liktir.

AgendaKurd: Erbil ile münasebetlerde seçim sonrası partinizin ve birey olarak sizin nasıl bir beklenti ve hedefiniz var?

M.Bozdağ: Kürtlerin ulusal birliğinin gelişimi seçim sonrası daha da hızlanacağını düşünüyorum. Bunun içinde hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Güneyde oluşturduğumuz büroda bunun ön adımıdır.

AgendaKurd: Demokratik özerklik ve federasyon hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

M.Bozdağ: DEMOKRATİK ÖZERK YÖNETİMLER KURULACAK

Katı merkeziyetçi, farklılıklara kapalı, ulus devlet yapıları bir süredir temel tartışma konusu ve demokratikleşmenin güncel sorunu haline gelmiş durumda. Sorunun kendisini çok acil bir şekilde dayattığı ülkelerden biri de Türkiye’dir.

Türkiye’de de ulus devlet tekçi üniter algı ile inşa edildiği için farklı kimlik, kültür, cins ve inançlar yok sayılmış, baskılanmış ve inkar edilmiştir.

Bu anti-demokratik anlayış, insan hakları meselesini de bireysel haklar temelinde ele alarak üniter devlet adına topluluk haklarını, bir başka deyişle kolektif hakları yok saydı. Halkın yönetime katılımı önüne engeller koyarak, devleti kutsallaştırdı

Çağdaş demokrasilerle kıyaslandığında ve günümüz şartlarında Türkiye’de ağır, hantal, bürokratik ve yerele uzak katı merkeziyetçi idari yapı tıkanmış durumdadır. Doğusuyla, batısıyla, kuzey ve güneyiyle değişik kültürel, sosyal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olan Ankara, bu sorunları çözmediği gibi çözümü gerçekleştirecek gücü de gösterememiştir.

Halkların demokratik birliğini esas alan, demokrasiyi sadece temsili bir meclise hapsetmeyen, halkın tartışma ve karar mekanizmalarına katılımını kolaylaştıran, toplumun temel sorunlarını sorunlarını en iyi şekilde ve yerinde çözüme kavuşturacağı bir siyasi ve idari yapılanma modeli, kendini büyük bir ihtiyaç olarak dayatmaktadır.

İdari yapının demokratikleştirilmesi için çözüm önerimiz, bölgesel yönetimler şeklinde tanımladığımız demokratik özerkliktir.

Demokratik öz yönetim anlamına gelen Demokratik Özerkliği, demokratik cumhuriyet’in özüne uygun niteliklerinin pekiştirilmesi olarak görmekteyiz.

İddia edildiği üzere bölünmenin ve parçalanmanın değil; demokratik birliğin, doğrudan ve katılımcı demokrasi modelinin güvencesi olacak olan Demokratik Özerklik’in hayata geçirilebilmesi için yeni anayasa çalışmalarıyla birlikte siyasi ve idari yapılanmada köklü bir reforma gidilmesi gerekmektedir.

Bu temelde Türkiye sosyo-ekonomik yapılarına göre 20-25 özerk bölgesel yönetime ayrılacak. Merkezi yönetimle, yerel yönetimler arasında idari ve siyasi yönetim organı olarak işlev görecek bu özerk bölgesel yönetimler işleri kolaylaştıracak ve hızlandıracak, halkın yönetime doğrudan katılımını sağlayacak, demokratikleşme açısından önemli bir adım olacaktır.

Bu idari modelde, birbiriyle yoğun bir şekilde sosyo-kültürel ve ekonomik ilişki içinde bulunan komşu illeri kapsayan, yapı olarak seçimle iş başına gelen il genel meclislerine benzeyen âdem-i merkeziyetçi bölgesel meclis olacaktır. Bu meclisler Türkiye’nin bölgesel özgünlüğüne göre siyasi ve idari olarak hukuki, siyasi güvenceye ve kimliğe kavuşturulmalıdır. Bu bölgesel meclisler, eğitim, sağlık, kültür, sosyal hizmetler, tarım, denizcilik, sanayi, imar, çevre, turizm, telekomünikasyon, kadın, gençlik, spor ve diğer hizmet alanlarından sorumlu olacaktır. Dışişleri, maliye ve savunma hizmetleri de merkezi hükümet tarafından yürütülecektir. Emniyet ve adalet hizmetleri merkezi hükümet ve bölge meclisleri tarafından ortak yürütülecektir. Tüm ülkede geçerli olan resmi dil Türkçe’nin yanında, bölgeler kendi özgün ihtiyaçlarına göre başka dilleri de ikinci, üçüncü dil olarak kullanabilecektir.

Bölge meclisleri gelişmişlik düzeylerine ve nüfusa göre her yıl merkezi hükümetin aktardığı bütçenin yanında, kendi yerel gelir ve gelir kaynaklarından pay alarak hizmetlerin yürütülmesini sağlayacaktır. Az gelişmiş ve yoksul bölgelere merkezi yönetim tarafından pozitif ayrımcılık uygulanacaktır.

İttifakımız, böyle bir yapılanmayla demokratik cumhuriyet’in inşasında önemli bir aşama kat edileceğine inanmaktadır. Böylece cumhuriyet’in ilk kuruluş aşamasından bugüne kadar gerçekleşmeyen idari ve siyasi demokratikleşmeyi hayata geçirecektir.

Emek, Demokrasi ve Özgürlük adayları olarak, Demokratik Özerkliği sadece Kürt sorununun çözümünde değil; bir bütün Türkiye’nin idari yapısının demokratikleştirilmesinde, toplumumuzun kültürel zenginliğini gözeterek çağdaş ölçülerde özgürlükçü ve katılımcı demokrasiye ulaşmada da güçlü bir seçenek olarak görmekteyiz.

Sonuç olarak Federasyon devlet öğesi üzerine kurulmasından dolayı olumlu bakmamaktayız. Devlet ve devletçilik iktidar ve baskı unsuru olarak görmekteyim.

AgendaKurd: Demokratik Özerkliğin AB Yerel Yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesi arasındaki farkları nelerdir?

M.Bozdağ: Mevcut devlet mekanizması içindeki yetkilerin arttırılıp arttırılmaması değil sorun, halkın kendi meclislerinde devletsiz şekilde kendini yönetmesidir. Söz ve karar sahibi olmasıdır.

AgendaKurd: Son yıllarda yapılan yasa değişiklikleri ile seçim propagandalarında Türkçe dışındaki diller de kullanılabilmektedir. Siz seçim çalışmalarında hangi dili / dilleri kullanıyorsunuz? Çok dilliliğin size bir kolaylığı var mı?

M.Bozdağ: Seçim çalışmalarımızda biz her zaman yasak olmasına rağmen Kürtçeyi fiili olarak kullanıyorduk. Aynı şekilde şimdide hem Kürtçeyi hem de Türkçeyi kullanacağım. Ne yazık ki ağırlık Türkçe olacak. Asimilasyondan dolayı. Çok dillilik yaşamımızı çok daha yaşanılır kılmaktadır.

AgendaKurd: Bir önceki seçimlerde Konya’da bildiğim kadarıyla AKP 13, MHP 2 ve CHP 1 milletvekili çıkardı. Bu yıl ise liste başında Ahmet Davutoğlu gibi bir politikacı var ama Konya’da yoğun bir Kürt seçmen de var. İlinizde HAKPAR, KADEP ve diğer BDP’li olmayan kişilerin desteğini de hesaba katarsak şansınızın ciddi biçmde arttığı söyleniyor. Konya ve Türkiye genelinde seçim sonuçları tahmininizi alabilir miyiz?

M.Bozdağ: Biz kesin kazanacağız gerisi de diğerlerine kalmış. Bir ihtimal 9,2,2 olabilir. AKP, CHP, MHP

AgendaKurd: Okuyucularımıza iletmek istediğiniz başka bir mesaj var mı?

M.Bozdağ: Gün zafere kenetlenme günüdür. Kazanma günüdür. Bu kazanım halkın kazanımı olacaktır ve özgürleşme yolunda ciddi mesafe alınmış olacak. Halk hedefe kenetlenmiş durumda. Bizler de pratiğimizle halkla ne kadar bütünleşeceğimizi göstermiş olacağız. Orta Anadolu halkının sesi olabileceğimi ve bana verdikleri vekaleti sonuna kadar layıkıyla taşıyacağımı ifade etmek istiyorum.

SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ, SÖYLEMEYE YÜZÜMÜZ VAR, LİDERİN VEKİLİ DEĞİL HALKIN VEKİLİ

AgendaKurd: Yoğun seçim çalışmalarınızın arasında bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Views: 493 | Added by: volongoto | Rating: 0.0/0
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Search

Calendar
«  May 2011  »
SuMoTuWeThFrSa
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031

Entries archive

Site friends
  • bedava site yapimi

  • AGAHI
    Newroz Piroz Bè
    Tavsançali.ucoz.com
    Panoya Agahi
    Céjna Qurbanè Piroz Bé



    Tavsançali.ucoz.com
    Copyright MyCorp © 2017