HATIRLI KÖYÜNE (GUNDÊ XOFÊ) SÜRÜLEN ERMENİLERİN DRAMI - 15 October 2011 - Personal site
Main Registration

Login

Welcome Guest | RSSTuesday, 2016-12-06, 9:08 AM
Menu du site

Tag Board
50

Our poll
sitenin orani nasil
Total of answers: 12

Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

Main » 2011 » October » 15 » HATIRLI KÖYÜNE (GUNDÊ XOFÊ) SÜRÜLEN ERMENİLERİN DRAMI
10:43 PM
HATIRLI KÖYÜNE (GUNDÊ XOFÊ) SÜRÜLEN ERMENİLERİN DRAMI
HATIRLI KÖYÜNE (GUNDÊ XOFÊ)
SÜRÜLEN ERMENİLERİN DRAMI--İbrahim Korkmaz


Fransız ihtilali ile ulusalcılık (miliyetçilik)akımının başlaması ile Osmanlı egemenliği altındaki halklar da, bağımsızlık fikri gelişmiştir ve bu halklar Osmanlıya karşı baş kaldırmıştır. Yunanlılar, Araplar,kafkasyadaki halklar aşama aşama bağımsızlıklarını kazandılar. 1915´te de Ermeniler bağımsızlık için birtakım girişimlere başvurdular, bazı yerlerde ayaklanma yaptılar ama bu Ermenilere pahalıya mal oldu aynı zamanda Ermenilerin Anadolunun her tarafina sürgün ve imha olmasına neden oldu Osmanlılar tarafından. Bir çok insan uzun sürgün yolculuğuna dayanamdı öldü ve öldürüldü. Fıratın etrafı Ermeni cesetleri ile doldu taştı.Bu dönemde Almanya ile Osmanlılar arasında ilişkileri iyi idi. Alman papaz Johannes Lepsius, Osmanlılarla, Ermenileri barıştırmak için ve ara buluculuk yapmak için İstanbula gelip Enver paşadan randevu talep eder ve Enver paşa kabul eder İstanbulda görüşme gerçekleştirilir. bahsedince, Enver paşanın yüz ifadesinde bir rahatsızlık belirler. Papaz Lepsius, mr. Morgenthau, Ermenilere cevabı: O bir yahudidir, yahudiler hakındaki yazdığı rapordan bahsedince Enver paşanın  herzaman azınlıkların savunucusudur demekle yetindi. Papaz Lepsius yüz Papaz Lepsius, Ermeni sorununda binlerce insan sürgüne gönderiliyor, bunlar Mezopotamya çöllerine, bozkırlarına, bedevi kabilelerinin bile kaçtığı okyanuslar kadar geniş olan o sahraya sürmek olacak işmi diye sorar ve bölge yetkilileri, nakil işini öyle düzenliyorlar ki, zavalıların yürüyüşü ilk sekiz gününde açlık susuzluk hastalık nedeniyle ölüyor yada çıldırıyor. Dirençli delikanlılarla erkekler ise haydutlar, hatta bizzat askerler tarafından katlediliyor. Kadınların payina düşen de tecavüze uğramak, kaçırılmaktır. Enver paşa bunları dinledikten sonra büyük bir soğukkanlılıkla: 'Ben bu şarkıyı günde on kez dinliyorum.' der ve şöyle devam eder. Üzücü olaylar ama büyük bir ordunun baş komutanı, savaş bölgesinin askeri güvenliğinden sorumludur, gereken yapılacaktır, türünden birkatım örnekler vererek geriye adım atmaz. Papaz Lepsius: söz konusu olan iç düşmana karşı savunma değil, başka bir ulusun planlı bir biçimde yok edilmesi demektir. Enver paşa tavrını değiştirmez. Papaz, Enver paşaya Ermenilerin, Osmanlı ekonomisine büyük katkılarının olduğunu, ticari, ekonomik, esnaflık ve makine ürettiklerini ve ekonomiye bir çok katkılarının olduğunu söyler. Enver paşa, Türk ırkı, Ermeniler olmasada işin hakkında geleceğini söyler. Lepsius bir öneri daha getirir. Ben bütün anadoluyu biliyorum, bütün Avrupa, Almanya ve Amerika kiliselerinde ve yardım kuruluşlarında para toplayıp, Ermenilerin yeni iskanında kullanmak istiyorum der. Enver paşanın cevabı şu olur, gidin Almanyadan, Avrupadan ve diğer yerlerden çok para toplayın, getirin, ama bu paraların dağıtımı, bizim elimizle olacak, Avrupalıların elliyle değil. Papaz Lepsius anlar bu paralar Ermeniler için kullanılmayacaktır ve Enverin çok art niyetli olduğunu anlar. Papaz Lepsius birdaha Enver paşaya sorar, yeni bir imparatorluk kurmak istiyorsunuz ekselans fakat bu imparatorluğun temelinde Ermeni halkının cesedi olacak, bu size hayır getirirmi? Hiç olmassa şimdiden barışçıl bir yol bulmak olanaksızmıdır? Enver paşa ilk kez çıplak gerçeği açıklar.   ”INSANLARLA VEBA MIKROBU ARASINDA BARIŞ OLMAZ” der. Yani Ermenileri veba hastalığı olarak görür .milletini tamamen yok etmek için kullanmak istediğinizi kabul ediyorsunuz diye sorar. Enver paşa bunları dinledikten sonra büyük bir soğukkanlılıkla: benim kişisel görüşlerim ve amaçlarım hükümetimizin bu konuya ilişkin yayımladığı resmi bildiride yer almıştır uzun süre göz yummup bekledikten sonra, savaş ve öz savunma koşulları altında hareket ediyoruz. Devletin yıkılması için faaliyet gösteren yurttaşları, heryerde yasaların sertliğine maruz kalırlar, buna göre hükümetimiz yasalara uygun hareket etmektedir.Bu konuşmalardan sonra papaz Lipsius şok olur, neye döndüğünü bilemez, karşısındaki canavarlaşmış bir insanın yanında donup kalır ve malasef eli boş olarak İstanbuldan döner. (Kaynak: Musa dağdan kırk gün yazar, Franz Werfel.)Enver, Talat, Cemal paşalar, bu toplu sürgün ve imha politikalarına devam ederler. Bu sürgünlerin yüz kadarlık bir Ermeni kafilesi Konya ili, Yunak kazası, hatırlı köyüne (Gundê Xofê) sürülür. Hatırlı köyü bir Kürt köyüdür, birçok kayalıkları ve Teccal denilen yerde mağaralarla doludur. Ermeniler köye gel diklerinde çok perişan 6-7 kadar erkekleri olan aileler ve diğerleri ise erkekleri olmayan kadınlar ve çocuklardan oluşur. Bu insanlar aç, çıplak ayaklarında ayakabıları yok, hasta çok perişan halde idiler.Bu insanlar, ahırlara, samanlıklara, mağaralara yerleştirilir. Halkın acıma duygusu ile bu insanlara biraz da olsa ekmek ve aş vermişlerdir.
kızını himayesine almıştır. Ayşe Yalnız Ayşe Aydar adında bir Kürt kadını iki tane genc Ermeni Aydar iri yarı, güçlü ve insaflı, insancil bir kadındır. Köyün gençleri Ermeni kızlara sarkıntılık yaptığında, Ermeni kızları bağırıp (Xwe bi me gine xaltiya Eyşê) çabuk bize yetiş Ayşe teyze, bizi kurtar derlermiş. Ayşe Aydar yün dövme tokmağını (Dari Şimikê) eline alıp, gençlere saldırıyormuş, gençler Ayşe teyzenin korkusundan kızlara yaklaşmıyorlarmış. Ermeniler Kürtçe bildikleri için köy halkı ile çok çabuk kaynaşmışlar, fakat bu insanlar çok acıklı bir geçmişleri var. Kimisinin kocası öldürülmüş kimisinin anası, kimisinin çocukları çoğu dertli insanlardır. Bu insanlar Hatırlı köyünde 4 yıl kalmışlardır ama başlarına bir sürü olay gelmiş. Bu Ermeni hakkında bilgi veren, olayları gençlere anlatan 100 yaşından fazla yaşamış olan, Ermeni çocuklarla birlikte oyun oynayan Ayşe Aydarın oğlu Derviş Aydar dır. Bu bilgilerin çok az bir kısmını elde edebildik ve ayrıca Hatırlı köyün, çeşitli insanlarına sorduk ve çeşitli bilgi alabildik. Ermeniler 4 yıl boyunca
askerlerin büyük bir baskısına uğrarlar. Bu insanların aşama aşama aniden kayboluyorlardı. Kimse ne olduğunu bilmiyorlardı, acaba başka yere mi kaçıyorlardı yoksa ödürülyorlarmıydı, kimse akibietleri
hakkında birşey bilmiyordu karakoldaki askerlerin halk uzerinde çok baskısı vardı. Halk müslümandı askerlerde müslümandı fakat halk askerlerden nefret ediyorlardı, çünkü bu zavallı çaresiz insanlara büyük zülümler yapıyorlardı. Askerler istediği zaman bu Ermeni kadınlarını karakola götürüp, kayalık çukuru (korte zinara) denilen yerde tecavüz ediyorlardı, hatta mal müdürü o dönemde köylerde meşhurdu. Köylülerin mallarını, hayvanlarını vergisini almakta meşhurdu. Askerler aynı zamanda bu Ermeni kadınlarını mal müdürüne de ziyafet olarak peşkeş ediyorlardı.Askerlerin bu baskıcı davranışları ve Ermeni kadınlarına tecavüz etmeleri köydeki yerli halkta askere karşı bir nefret duygusu başlamıştı. Fakat kimse korkusunda ses çıkarmıyordu. Şunu unutmayalımki zalimin zülmü varsa ezilenin de Allahı vardır diye bir söz vardır. Elbette bir gün bir hızır çıkacaktı. İşte halkın arasında bu haksızlıklara dayanamayan müslüman olan BOZO (Osman Boyalı) lakaplı bir yiğit çıkar. Bozo çok cesur ve çok kuvvetli her attığı kurşun hiç bir zaman boşa gitmeyen bir yiğit çıkar. Bozo da askerlerin bu zavallı kadınlara yaptıklarından çok rahatsız, bu zülme dayanamaz. Bozo bir gün kırda gezerken, bir de ne görsün, askerlerin zorla iki Ermeni kadına tecavüz etmeye  calıştığını görür, kadınlar bağırıp çağrışıyorlar, adeta gökten bir hızır bekliyorlar, imdadına yetişecek. Bozo ilk kurşunla askerin birine vurur ve öldürür, ikinci asker Bozoya yalvarır, beni öldürme der. Peki seni öldürmeyeceğim der. Bozo askeri altına alır beline basar ve askerin belini kırar ve askeri ikiye katlar, kırda bir tilki yuvasına yerleştirir ve asker acı çekerek kendi kendine ölür. Askerler karakola gelmeyince öbür gün komutan bütün köy erkeklerini meydana toplar ve Ermeni iki kadınıda dipçikliyerek köy meydanına getirir. Komutan kadınları erkeklerin önünde dolaştırır, söyle sizi kim kurtardı, ayni zamanda kadınları dipçikliyerek konuşturmaya çalışır. Ancak Ermeni kadını burda dürüstlüğünü ve yiğitliğini göstererek, belki dipçik darbeleriyle öleceğini bildiği halde, Bozonun önünde iki üç defa gider gelir ama ismini vermez. Komutana şunu der, bunlar değil başka biri idi ve bu köyün insanı değildi der ve Bozo kurtulur.Ancak bu olay, belkide bütün köydeki Ermenilerin sonu olur belkide kurtuluşu olur. Komutan köydeki bütün Ermenileri  toplar başka bir yere sürüleceksiniz der ve götürür ve hiç bir zaman onların akibetinden haber alınamaz

NOT: Bu bilgiler Hatırlı köyü halkından değişik insanlara sorulmuş ve Derviş Aydar anılarından alınmış
olup gerçek bir olaydır.
Not: Bozo hayatı boyunca onsekiz insan öldürmüştür ben çok günah işledim der ancak beni öbür dünyada
kurtarırsa bu iki Ermeni kadın kurtarır.
Not: Bozonun hayatını belki başka bir sayıda yazacam. (I. K.)

Ibrahim Korkmaz --alinti""Birnebun dergisi havin 2011
Views: 553 | Added by: volongoto | Rating: 0.0/0
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Search

Calendar
«  October 2011  »
SuMoTuWeThFrSa
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031

Entries archive

Site friends
  • bedava site yapimi

  • AGAHI
    Newroz Piroz Bè
    Tavsançali.ucoz.com
    Panoya Agahi
    Céjna Qurbanè Piroz Bé



    Tavsançali.ucoz.com
    Copyright MyCorp © 2016