II.Abdülhamid, II.Meşrutiyet, Kürdler ve Ermeniler - 19 January 2011 - Personal site
Main Registration

Login

Welcome Guest | RSSSaturday, 2016-12-10, 11:46 AM
Menu du site

Tag Board
50

Our poll
sitenin orani nasil
Total of answers: 12

Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

Main » 2011 » January » 19 » II.Abdülhamid, II.Meşrutiyet, Kürdler ve Ermeniler
9:19 PM
II.Abdülhamid, II.Meşrutiyet, Kürdler ve Ermeniler

Evin Çiçek /1- 1 Eylül 1916 genel durum. Doğu Bürosu tarafından hazırlanan harita. Osmanlı Ordusu tarafından soykırıma uğratılan Kürd ve Ermeni halklarının yaşadıkları coğrafyada savaş güçleri, taraflar.

Sultan II.Abdulhamid

Sultan Abdulhamid osmanlıyı ayakta tutabilmek, sömürgelerin özgürleşmesini engellemek için Pan-İslamizm siyasetini benimser.

Padişah olarak askeri gücünü, Halife olarak dini yetkilerini kullanarak Pan-İslamizm ideolojini Kürdistan’da yeşertmeye çalışır.

Pan-İslamizm bayrağı altında Kürdistan’da Muhamedi Şeyhliği güçlendirmeye karar verir. İslam bağnazlığını körüklemek için imparatorluk kadrolarını seferber eder. Muhamedi olmayan Kürdü şiddetin değişik yöntemleriyle zorla Muhamedileştirecektir. Muhamedi-Kürt birliği yaratmayı amaçlar. Niye?

II.Abdulhamid, Hristiyanları kapsayan reformlara karşıdır. Onun projesiyle Kürdistan’daki Şeyhlik kurumu reformlar için mücadele eden Hırıstiyan inancından olan ulusları ezmek için araç haline getirilecektir. Hristiyanları kapsayan reformlar farklı dini inançlardan olan Kürdleri kapsamazlar. O, kendi özel kadroları aracılığıyla Kürdleri fanatikleştirip, yönlendirip Hristiyan-Mesihi inancından olan halkların yerleşim birimlerine saldırtarak reformların uygulamaya konmamalarını sağlamak amacındadır. Dini farklılıkları kullanarak, çelişkileri körükleyerek komşu ulusları birbirlerine kırdırtmayı hedefler.

O, kendi enerjisini, zamanını harcamadan, kadrolarını kullanmadan reform isteyen halkları kürdlerin eliyle cezalandırarak, öldürterek, kaçırtarak onlardan kurtulmak ister. O, kendisini işlenecek toplu cinayetlerin planlanmasından, işlenmesinden habersiz, ilgisiz gösterecektir. Suçlu, sorumlu olarak Bab-ı Ali yerine Kürdistanlıları tarih sayfalarına yazdıracaktır. Hristiyan dünyasını antikürd yapacaktır. Kürd ulusunu bölgede ve dünya da yanlızlaştıracaktır.
II.Abdulhamid öncesi padişahlar döneminde Kürd beyliklerinin onbinlerce askerden oluşan askeri seferlerle etkisiz kılınmaları, güçten düşürülmeleri, bölünmeleri Kürd bağımsızlık istemini yok etme amacını taşır. Bu seferlerle önemli Kürd bağımsızlık merkezleri mahvedilirler. II.Abdulhamid kendisinden önceki padişahların zülmüne uğrayan siyasi-idari otorite yerine, dini otoriteyi, Kürd şeyhlerini güçlendirmeyi hedefler. Kendisinin istemi, bütün Kürdlerin islamın şiddetiyle dönmeleri, Muhamedileşmeleri. Muhamedi dini sayesinde de Muhamedi işgal imparatorluğuna, yani kendisine bağlanmaları.
O, İslami-Muhamedi bir din imparatorluğu oluşturmak ister. Muhamedi inancını afyon, uyuşturucu gibi kullanacak, insanları yönlendirecek, karşı karşıya getirecektir. Ona göre, Kürdistan’da, Kürd Şeyhleri öncülüğünde Muhamedi ideolojik fanatizmini canlandırmak, halklararası düşmanlıkları oluşturmak, geliştirmek gerekir. Bu gelişmeyle Türk-Muhamedi imparatorluğunun doğu temeli güçlendirilecektir. Kürdleri din sopasının şiddeti altında yönlendirmek, ulusal hislerden, isteklerden, amaçlardan koparmak, uzaklaştırmak imparatorluğun Asya ayağını koparmayacaktır. Kürdü siyasal, sosyal, kültürel bilinçsizliğe doğru yönlendirmek, hafızaları silmek halifeliğe kul olma zeminini hazırlayacaktır. Kullaştırılan Kürd, imparatorluğu savunmayı, korumayı temel görev olarak alğılayacaktır. Kürdü ulus-devlet isteminden uzaklaştırmak, Kürdistan’ı coğrafi haritadan silecektir. Kürd ulusunu tümüyle Muhamedileştirip, ümmet afyonuyla sersemletmek, süreç içinde Kürdü özünden koparıp, Türkleştirecektir. Kürd bağımsızlığı idealini bir daha canlanmamak üzere gömecektir.

2-Soykırımların tanıgı Kürd kadını travmalarıyla birlikte yaşar. Kürd asil duruşunu kaybetmez. Ulusunun fertlerine yapılanları unutmaz ve suçluları anlatmaya devam eder.

I

Views: 410 | Added by: volongoto | Rating: 0.0/0
Total comments: 181 2 »
18  
(6) (Meşrutiyet aylık dergi, Liberal antlaşma Partisi yayın organı, 5.cı yıl, No 47, Ekim 1913, Paris, s.40, 41, 42)

(7) (Meşrutiyet aylık dergi, Radikal Osmanlı Partisi yayın organı, 4.cı yıl, No 27, Şubat 1912, Paris, s.35, 36, 37)

(8) (Meşrutiyet aylık dergi, Osmanlı Anlaşma Partisi yayın organı, 5.cı yıl, No 49, Aralık 1913, Paris, s.48, 49, 50)

(9)(Meşrutiyet aylık dergi, Osmanlı Anlaşma Partisi yayın organı, 6.cı yıl, No 50, Ocak 1914, Paris, s.57, 58)

(10) (Meşrutiyet aylık dergi, Liberal antlaşma Partisi yayın organı, 6.cı yıl, No 55, Avril, Paris, 1914, s.4,5,6,7,8,9,10)

(11) (Şerif Paşa, Meşrutiyet aylık dergi, Radikal Osmanlı Partisi yayın organı, 3.cı yıl, No 23, Ekim 1911, Paris, s.57)

(12) (Meşrutiyet aylık dergi, Radikal Osmanlı Partisi yayın organı, 4.cı yıl, No 27, Şubat 1912, Paris, s.35, 36, 37)
Not ; Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. Belgeler, haritalar, desenler Sevê Evin Çiçek’in arşivine aittir.


17  
için hazırlandı. Hem de hükümet karar verdiki acilen 500 kişiden oluşan bir jandarma seyyar tugayı kurulsun. Bu tugayın en büyük görevi belirttiğimiz her üç vilayette-Muş-Bilis-Diyarbekır- düzeni ve güvenliği korumak. Bu jandarmaların yarısı Van vilayeti için görevliler.
Jandarmalar hazırlanırken, düzenli askeri sivil otoritelerin emrine vereceğiz ki yardım etsinler, jandarlarla birlikte görev yapsınlar. Hekkari sancağında yeni ortaya çıkan çeteleri yok etmek için de çalışma yapılacak.”
Sait Paşa Ermeni mebuslardan oluşan delegasyona cevap verdi; “ Ben sizin yakınmalarınızı o kadar gerçek görüyorumki, benim çalışma arkadaşlarım benim yaptığım önerileri kabul etmezlerse ben işimi terk ederim.”
Bu görüşmeye İçişleri ve Savaş Bakanları katıldılar. Ermeni iddiaları iki konuyu kapsıyor. Güvenlik ve tarım sorunu. Güvenlik sağlansın diye Ermeni mebuslar bazı önlemler, tedbirler alınmasını istiyorlar. Bazılarını gösterebiliriz; suç işleyen kişileri cezalandırma, jandarma ve polisi yeniden organize etmek, bölgede görevli olan memurları görevden alma. Çünkü onların feodal kürtlerle bağları onları bağımlı ve tarflı yapıyor. Bağımsızlıkları ve tarafsızlıkları garantili değil. Yetenekli, namuslu ve enerjik vallerin görevlendirilmesi.
Tarım, toprak sorunu için; iki sene önce hükümet tarafından yapılan bir kararnamenin uygulanmaya konması. Bu kararnameyle bölgesel otoriteler tarım-toprak sorununa bir oran da çözüm bulabilirler. Bu kararnameyle sorulan topraklar tapu kağıtlarını gösteren insanlara verilsin. Tapu kağıdını göstermeden toprak üzerinde hak iddia eden kişiler mahkemelere gönderilsinlerki orada haklılıkları yada haksızlıkları ıspatlansın. Bakanlık komisyonu bu isteklere dikkat etmeli.
1 Ocak 1912’de Bilis’den bir telgraf gönderildi;Kürdler kendilerini başkaldırmaya hazırlıyorlar. Bir komplo organize ediliyor, ünlü kürd çete şefleri Musa ve Kazım Beyler de bu komploda yer alıyorlar. Kürdlerin büyük şefi Şıx Seydali’nin de ortaklaşa çalışması, katkısı istenmiş. Çok sayıda Bulanıg ve Malaşkêrd Kürd şefleri de başkaldıranların yanında yer almışlar. Duyuluyordu; Bilis, Muş, Siguert (Seerd-Siirt olmalı) yerleşim birimleri bir inanılmaz devrimi gerçekleştirme alanları olacaklar. Söylememiz gerekiyorki bu Kürd hareketi bölücü değildi. Sadece ittihad-ı Teraki Komitesi’nin oluşturduğu öfkeye, hoşnutsuzlukta cevaptı.
Kegham Efendi, Muş mebusu yeniden İçişleri Bakanı’nın yanına gitti. Ona, kendi yerleşim biriminde yaşayan insanların yerel otoritelerin suçları cezalandırmada özen göstermediklerini belirti. Celal Bey ise mebusdan, biraz daha sabırlı olmasını istedi. Çünkü bu bölge de görevli sivil idareci personelden bazılarının değiştirileceğini belirti. Sabretmek! Bakan çok rahat söylüyor. (12)
Kaynaklar;
(1) Güneri Cıvaoğlu http://www.milliyet.com.tr/sultani....ult.htm

(2) Garo Sasuni, Kürd ulusal hareketleri ve 15.yy.dan günümüze Ermeni Kürd ilişkileri, Med yayınları, İstanbul, 1992, s .149

(3) Garo Sasuni, Kürd ulusal hareketleri ve 15.yy.dan günümüze Ermeni Kürd ilişkileri, Med yayınları, İstanbul, 1992, s .149

(4) (Şerif Paşa, Meşrutiyet aylık dergi, Radikal Osmanlı Partisi yayın organı, 3.cı yıl, No 20, Temmuz 1911, Paris, s.6)

(5) (Meşrutiyet aylık dergi, Radikal Osmanlı Partisi yayın organı, 5.cı yıl, No 40, Mars 1913, Paris, s.8, 9, 10)


16  
Paşa’yla çok iyi görüşmeler yaptı. Kör Hüseyin Paşa, açıkça çetecilik yapıyor. Ermenilerin felaketçisi. Onlardan çok büyük mülkler almış. Ermeni gazeteler bu görüşmeleri yazarlarken Cavid Bey’in davranışını çok kötü yarğıladılar. Dedilerki Kör Hüseyin’le gerçekleşen yakınlaşma uygar dünyanın kamuoyuna meydan okumadır. Cavid Bey’de geri döndüğünde diyorduki, anayasal rejimin Anadolu’daki vilayetlerde kabul görmesi çok zor olacak. Kendisinin bu vilayetlerde yaptığı yolculuk onu çok fazla hayal kırıklığına uğratmış. Ama O da daha fazla ermenileri hayal kırıklığına uğratmadımı?
Çetelerin ellerini sıkıp, ne düşünüyorduki? Bu el sıkışı onlar için bir resmi onaydı. El sıkışı anayasal rejimi ilerimi götürüyordu? Biz çoktan beri biliyoruz ki Cavid anayasl rejimi nasıl istiyor. Cavid Bey ve Mareşal Osman Paşa birbirlerine benziyorlar. Ama çok iyi anlıyoruzki Ermeniler bunları kendi kalplerinde tutmuyorlar, sevmiyorlar. (11)

Anadolu’da
1 Aralık’da Muş Ermeni Piskoposu, Konstantinopolis Kumkapı Patrigi’ne haber verdi ki Muş’un etrafındaki Ermenilerin yaşadıkları köylerde ermeniler hala Kürd çetelerin kurbanlarıdırlar. Kegham Efendi, Muş mebusu(milletvekili) bu konuyla ilgili olarak bir haber aldı. Aynı gün İçişleri Bakanlığı’na giderek, hükümetin bu konuda dikkatini çekmek için.
Ermeni Patrikliği Bab-ı Ali’ye bir takrir vermek istiyordu.Takririn konusu; Anadolu’nun Doğu’sunda yaşayan ermenilerin yaşamlarının, onurları-namuslarının ve mallarının korunması.
Bulgar genel valiliği ve Ekumenik Patrikliği (dinî bir birliği, dinlerarası işbirliğini sağlama amacını güden girişim) de takrir hazırlamışlardı. Yunan ve Bulgarların ortak takriri hükümete bir şikayette bulunmak amaçlıydı. Ölümleri gerçekleştirenlerin cezandırılılmalarını istiyorlardı. Ermeniler bu takriri duyunca kendileri de bir takrir hazırladılar. Ermeni takriride ortak takriri görüşmek için kurulan özel komisyona verildi, bu üç toplumun yakınmalarını birleştirsinler diye.
O zaman deniliyorduki bu takrir komisyonu takrirler, bu sorunlar için bir gazete basacak. 8 Aralık’da Ermeni Patrigi’nin yeni bir telgrafı; “ Ayaklanma-kargaşa-karışıklık ortamında inanılmayacak sayıda öldürme, Bitlis ve Diyarbekir’deki ermenilere yönelik yapılıyor. Acilen müdahale edin.”
Patrik, İçişleri Bakanı’na hemen kendi kapukahyasını gönderdi. İçişleri Bakanı kendisine dediki; “Bitlis valisi Muamer Bey naba bir telgraf gönderdi. Diyorki 2 ya da 3 Kürd çetesi, her çete de 100-150 kişi var. Köylere saldırdılar. Kürd ve Ermenileri ayırmadan öldürdüler ve el koydular.” Vali diyor ki, kendi denetiminde olan güçlerle “bu çeteleri etkisiz hale getirecek, dağıtacak. Başka güç gerekmiyor.” Elimdeki güç yeter.
Ermeni gazeteleri, yerel otoritelerin başarısından şüpheliler, kuşkulular. Çünkü bunlar her zaman çok yumuşak davrandılar onun için.
8 Aralık’da Galata’da, Ermeni Ulusal Meclisi toplandı. Senatör ve mebuslardan oluşan bir delagasyonun en kısa zamanda hükümetle görüşecek, var olan duruma acil bir çözüm bulmak için. İçişleri Bakanı Cellal Bey, 12 Aralık 1911’de Sabah gazetesi’nin bir yazarına diyorduki; “ Bölgedeki otoritelere çalışmalarında yardımcı olmak için Erzingan’daki askeri güçden bir kaç birlik Bitlis’e gönderilmek


15  
Avrupa barışının da. Avrupa’nın, Türkiye’de yeni bir hükümet teşkili için yardım etmesi lazım. Bu hükümetde yer alanların da müslüman halkların güvenlerini kazanmaları lazım. Sultana, halklara ve dine sayğıya hizmet etmeleri gerekir. (10)

9-Kürdün kimliğini bütünleyen milli giysisi ittihatçıları rahatsız eder.
Hedef kürdün müziginden, milli giysisinden uzaklaştırılmasıdır.
İki asma
Ön Asya’da ermenilerin durumu yine çok kritikleşiyor. Bu durum Mareşal Osman Paşa’nın yaptığı ünlü konuşmanın sonucudur. Paşa, konuşma sırasında şapka takanlara çok ağır kürüfler etmiş. Ispat, Ermeni Ulusal Meclisi, Osmanlı Hükümeti’ne bir dilekçe gönderdi. Dilekçenin içinde bulunan bazı bölümleri buraya aktarıyoruz: “ Yeni rejimin 3 yıllık sürecinde Ermenilerin yaşadıkları bölgelerde hem güvenlik, hem düzen oturmadı. Buralarda hala terör sultanlığını yaşıyor. Ermenilerin şikayetleri hala duyulmuyorlar. Vilayet yöneticileri, Müslümanların ve Hristiyanların sırtından yaşıyorlar. Kendi haklarını zorbalıkla ele geçirmişler. Vilayet yöneticileri görevden atılsınlar, farklı suç işleyen suçlular cezalandırılsınlar. Bu ceza öyle uygulanmalıki anayasal hükümet doğru cezalandırma yapmasını bildiğini ıspatlasın.
Ermenilerin kendilerini kürdlerin şiddetlerinden ve hırsızlığından korumaları için köylerde yaşayan insanlar silahlı guruplar kursunlar, silahları da hükümet onlara versin. Ermeniler silahlı olsunlar, ya da kürdler silahsız olsunlar. Yani ya ermeilere silah verin ya da kürdlerin silahlarını toplayın, alın.
Avrupa daki vilayetlerde olduğu gibi Anadolu’da müfetişlikler oluşturulsun. Müfetişlerin misyonu sivil ve askeri memurları, polis ajanlarını, vb. kontrol etmek olmalı.”
Ermeni patriyarklığı 4 Eylül’de Mönsenyör Esnik’den bir telegram aldı. Telegram da: “ Van’da katliam tehlikesi her gün yükseliyor. Zavallı Hristiyanlar umutsuzlar. Bilmiyorlarki nereden yardım istesinler ve nereye sığınsınlar.”
Patrigin vekili hemen General mahmud Şevket Paşa’nın yanına gitti. General, ne lazımsa yapacağına dair ona söz verdi. Van ve Bilis üzerine 15 tabur göndereceğini belirtti. Ama aynı gün Paşa bir telgraf aldı. Telgraf da; epey sayıda Kürd aşireti Osmanlı Ordusu’na karşı başkaldırdılar ve çarpışıyorlar. Bu ciddi çarpışmalar genele yayılmaya başladı. Colamerk’de, Van vilayetin de Osmanlı askeri birlikleri ve Kürdler arasında çok sert çarpışmalar oldu. 5 Eylül’de İçişleri Bakanı sürekli olarak bu çarpışmalardan dolayı Anadolu’daki bazı valilerden telgrafla bilgi alıyordu, kendileriyle sürekli bağlantıdaydı. “Burada doğru konuşmak için bazı ermenilerin yanlış yaptıklarını dememiz gerekiyor. Taşnak Zutyun Komitesi, İttihad-ı Terakki Komitesi’nin mütefikidir. Taşnak Zutyun Komitesi’nin üyeleri bu mütefiklikten dolayı Kürdlere karşı herşeyi yapmayı hem kendilerine hak olarak görüyorlar ve hem de kendilerini çok serbest his ediyorlar. Herşeyi rahatlıkla yapabileceklerine inanıyorlar. Evet, Taşnakçıların yaptıkları kötülükler her zaman cezasız kaldılar.”
Eski Maliye Bakanı Cavid Bey bu bölgelerde konferanslar dizisi, turu yaptı. Bu tur başarısız oldu ve bütün gerçekleri, gelişmeleri kendi gözleriyle görebildi. Ama Ermeni halka karşı nasıl davrandı? İşte en ilgi çekici olan bu! Cavid bey, Kör Hüseyin


14  
ve Yunanlıları Balkan Birliği’ne girmesine sebep oldular, sağladılar.
Kürdler, Ermenilere yönelik olarak olumsuz bir şey yapmıyorlar, onlara yönelik bir şey yapmak istemiyorlar. Büyük bir Paris gazetesinin yazdığı Ermeni Ortodoks Patriği Monsenyör(Aziz)Zaven’in demecinde “Kürd başkaldırısının lideri Molla Selim, Bitlis’in başpiskoposu Süren’e, Ermenilerin güvenlerini tazelemek sağlamlaştırmak için “Mon senyör Süren biz Kürdlerin Ermenilere yönelik olumsuz bir durumumuz yok.”demiş.
Ama görüyoruzki İttihad-ı Terakki her yerde Kürdlerin başkaldırı sebeplerini değersiz, credisiz hale getirmek için her yerde bütün araçları, yolları kullanıyor, kullanmaya çabalıyor. Tahmin ediyorum ki geçmişteki gibi Ermenileri kendi fedailerine topluca katlettirebilir ve Avrupa’nın gözü önünde bu katliam suçlarını da Kürdlere yükleyebilir. Kürdleri suçlu olarak gösterebilir.
Monsenyör(Aziz)Zaven devamla diyorki; “en ağır sorumluluk Bitlis valisi mazhar Bey’de. Ben defalarca bu kişinin yeteneksizliğini hükümete söyledim, dikkatlerini çektim. Bü üst düzey yöneticiyi sadece bu kargaşa çıktığında görevden alındı.”
Zaven önemli ve doğru tespitlere devam ediyor; “Olaylar, Kürd başkaldırısı hükümete karşı, ermenilere karşı değil.”
Röpörtajı yapan gazeteci “Bu lokal-sadece bir bölge problemine benzemiyor. Genel durum.”
Genel durumu bu yazımızın ilk bölümünde belirttik. [...]
Arnavud, Araplar gibi Kürdler de kendi otonomilerini soracaklar. Bazı politik bölümlerden duyum aldık ki Kürdistan’ın en yüksek şeyhi hükümete bir dilekçe göndermiş. Dilekçe de bir şey hatırlatıyor; “eski sultanlar Kürdistan’a çok berat vermişlerdi. Onların verdikleri beratlar Kürdistan’da otonom bir idareye izin veriyor. Bu Şeyh bu ayrıcalıkların, imtiyazların aynen yerlerinde kalmalarını istiyor. Bu imtiyazların yerinde kalabilmesi için de Kürdistan’ın Türkiye’ye yaptığı yardım yükselsin. Bu ayrıcalık bütün vergilerin kaldırılması anlamına geliyor.
Bölgesel Kürd Ordusu kurmak. Bu ordu misyonu Türk-Rus sınırını koruyacak.
Tam yüz de yüz Kürdlerden oluşan idari yapı oluşturulmalı.
Kürd okulları kurulmalı. Bu okullarda eğitim kürdçe yapılmalı.
Bütün Kürd subayları Kürdistan’a geri gönderilmeli.”
Durum, her gün geçtikçe kötüleşiyor. Erzingan subayları ayaklandılar. Hükümete bir ültümatom gönderdiler. Bilis, Xizan, Xarput’da Türk ve Kürdler arasında görüşmeler yapılıyor. Lazlar da aynı şekil de mutsuz, huzursuzlar. Onlar da İttihad-ı terakki komitesine karşı başkaldırmaya hazırlar.
Biz bir defa daha tekrarlıyoruz. Olaylar, hükümetin yönetme projeleri kapsamındadır. Hükümetin gizli desenlerini taşıyorlar. Olaylar, Avrupaya söz verilen reformları gerçekleştirmek için değiller, hükümetin gizli projelerini gerçekleştirmesi için hükümete hizmet sunuyorlar. Hükümet kendi pratiğinde ve isteminde anti-hükümet durumunda. Bu işler, olaylar, başkaldırılar bölgesel değiller, geneller.
Avrupa, gerçek reformların gerçekleştirilmesini istiyorsa, Osmanlı İmparatorluğu’nun birliğini istiyorsa, önce İttihad-ı Terakki Komitesini yönetimden uzaklaştırmalıdır. Bunu yapmak için de ona moral ve mali yardımı kesmelidir. İttihad-ı Terakki Komitesi, reformların önündeki tek engeldir. Türkiye’nin birliğinin tek ve en büyük tehlikesidir. Ayrıca

13  
bu kök ittihatçıların dedikleri kök-sebepler değiller.
Bir fransız milletvekili Cavid Bey’in Paris’de olduğu zaman kendisiyle görüştü. Bu son zamanlarda yazıyorduki Jöntürkler devleti inançsızlığa doğru, dinsizliğe doğru götürmek, yapmak istiyorlar. Bunun için de Fransa’nın da sayğı ve yardım faziletini hak ediyorlar. Bu düşünceler sebepsiz, hiç yoktan gelmediler, tekrarladılar. İttihad-ı teraki Türkiye’de bu düşünceleri seslendirmiyor. Ama bunlar ittihadın sözleri. Osmanlı milleti bunu anlıyor. Sadece bütün iyi müslümanlar, Şeyhülislamın dinsiz olduğunu biliyorlar. Bu kişiyi şeyhülislam yapmak yeterli kanıt, delildir. Bunun için kuzey de, güney de olan Müslümanlar baş kaldırıyorlar. Bunların içinde sağlam bir inanç-düşünce birliği geliştiki hükümeti oluşturanlar İslamizmi yok etmek istiyorlar. 1908 devriminden bir kaç ay sonra bunların dine karşı oldukları Müslümanların içinde yayılmaya başladı. Bu düşünce birliği ilk kez 13 Nisan 1909’da kolordu askerlerinin karşı çıkışlarına sebep oldu. Müslümanlar, objektif gözlemcilerin doğruladıkları gibi, fanatik değiller. Ama dine sayğı duyuyorlar ve istiyorlarki onların çok bağlı oldukları bir dine diğerleri de saygı duysunlar. Müslümanların kendi dinlerini kendilerinin en önemli maddeleri gibi görüyorlar. Onların dinlerine düşman olduğunu anladıkları kişilere her zaman düşman olacaklar. Müslümanlar, hükümeti oluşturanların dine bağlı olmadıklarını ve Sultan-Halifeyi de kendi otoriteleri altında tutuğunu gördükçe gösteri yapmaya devam edecekler. [...]
Şimdiki öfkenin ikinci bir sebebi, Jöntürkler, imparatorluğun bütün uluslarına lazım olan aynı politik ve idarecilikle yaklaşmadılar, farklı davrandılar. Kendilerine olumlu yaklaştıklarına inandıkları halklara hoşgörülü davrandılar. Örneğin Rumeli’de Bulgarlara sempatileri vardı. Ama Yunanlılar ve Arnavutlar için sempati yoktu. Bunlara kötü davranıyorlardı.
Aynısını Anadolu’da yaptılar. Ermenilere iyi davranıyorlardı. Kürdlere yönelik olarak kötülük yapıyorlardı. Bunun için Bulgar ve Ermeni milletvekilleri 4 yıl Jöntürklere destek verdiler. Bu süreç içinde Yunan, Arnavud ve Kürd milletvekilleri de Jöntürklere karşı ve düşmanlardı.
Bu sırada Kürdleri, Yunanları ve Arnavutları gücendirmek ve ezmek diğer yandan Ermeni ve Bulgarları mutlu kılmak, bunların istemlerini karşılamak mümkündü. Komite bu halkları memnun etmeyi hiç başaramadı, çünkü hiç istemedi. Bu zararlı politika Rumeli bölgesini-çevresini Osmanlıya kaybettirdi ve şimdi de Kürdleri isyana itti.
Bu doğru, bu ihtiyaç ki Ermeniler ki İttihad-ı Terakki saltanatı zamanında ve önceki dönem de çok acı yaşadılar. Bunun için bunların istedikleri, sordukları reformları almaları hem doğrudur hem lazımdır, hem de haklarıdır. Bu halkın kendisi için diğer haklardan çok iyiliğe ve adaletliliğe hakkı vardır. Ama bütün bu istekler ve gelişmeler, bu durum Kürdlere karşı sert, rahatsızlık verici, acımasız bir rejimin kurulması için sebep değiller. Kürdler, sultana en sadık, bağlı ve unutulmamalı ki Anadolu’nun Doğu’sunda ezici çoğunluğu oluşturmaktalar. Ayrıca en cesur savaşçılardırlar.
Jöntürkler, Anadolu’da Rumeli’de yaptıkları hataların aynısını yaptılar. Bu hatalar çok kez Arnavutları başkaldırı için provake ettiler

12  
uyğarlıga, yeniliği kabule ve kullanmaya çok hazırdır. Nadir, çok az rastlanan bir akıllılığı, zekası vardır. Cosntantinopolis Pangaltı da askeri okulun açılışından beri dönemlerin en iyi mezunları her zaman kürd gençlerinden çıktılar. Genelkurmay’ın subaylarının çoğunluğun kürdler oluşturuyorlar. Kürdlerden en büyük yazarlar ve şairler her zaman çıktılar. Kürd ulusunda eksik olanlar; iyi okullar ve uyğarlık araçları. Osmanlı’da yaşayan ırklardan uyğarlığa en iyi ve en hızlı uyum sağlayacak olanlar Kürdlerler.
Ermeni ve Kürdler arasındaki ilişkiler için Ermeni Taşnakzutiun Komitesi’nin kongresinde alınan kararları da açıklıyoruz. “Bir zamandan beri Kürd ulusunun sınıflarının içinde ulusal düşünce daha da belirginleşti. Bu ulusal çıkar düşüncesinin devamı olarak kürdler Taşnakzutiun Komitesi’ne yakınlaşmaya başladılar. Genel reform sorunlarının hal edilmeleri için dayanışma gelişti. Başlıca Kürd feodal kesimlerde-elemanlarda Kürd ulusal düşünce hareketi oluştu ve gelişiyor. Kürd feodal sınıfı, kürd ulusallığının kürd feodalizmini güçlendirmesinden, kuvetlendirmesinden yana. Bu istek de Kürd ve Ermeni emekçi sınıfı için yararlı değil.
Kongre karar verdi; 1- Kürd ulusal düşüncesinin uyanışını desteklemek için bir dayanışma kampanyasıyla her iki halkın ortak çıkarlarını güvenliğe almak.
2-Feodal rejime karşı Kürd ve ermeni emekçileri korumak. Feodal rejimin sonunu getirmek için çalışmaya devam etmek. Nasıl? Hükümetin feodal rejimleri yok etmek için kullandığı yöntemleri desteklemek.” (9)

8-Dêrsim’de ittihatçıları protesto yürüyüşü yapılır. Bütün sınıflardan katılım sağlanır.

Kürdlerin başkaldırısı ve nedenleri
Komitenin hatalarından dolayı meydana gelen dış savaşlardan sonra ki bize çok pahalıya mal oldu ve çok sayıda bölgeyi kaybettik. Şimdi de içerde başkaldırılar başladı. Bunun sonucu da imparatorluğun sonunu daha hızlı getiriyor ve genel barışı tehdit ediyor, tehlikeye koyuyor. Şimdi de en fazla Kürdler dikkati çekiyorlar. Hükümet her zaman ki gibi şiddetli bastırma alışkanlığını kullanıyor ve aynı zaman da Avrupa kamuoyuna gerçeği gizleyerek, saptırarak bu başkaldırıların sebeplerini saklayarak bilgi veriyor.
İyi yeniden tanımak gerekirki avrupalılar ittihatçı çete şeflerinin anlatımlarını gerçek gibi kabul etmeye hazırlar. Büyük avrupa gazeteleri zaten yazıyorlarki Kürd başkaldırılarının sebepleri anadoludaki reformların olmasını engellemek, gerçekleştirmemek. Bu reformalar da beylerin ayrıcalıklarını ortadan kaldıracak. Kürdler de Arnavutlarla aynı olan nedenlerden dolayı başkaldırıyorlar, ayaklanıyorlar. Son yıllarda ne zamani Jöntürkler Arnavutların toplumsl yapılarına, ilişkilerine müdahale etmeye kalktılar, eski durumda değişiklik yapmaya kalkıştılar, Arnavutlar tepki gösterdiler.
Güncel hükümet elindeki olanaklarla kendisini osmanlı milletinin kurtarıcısı olarak gösteriyor ve ama Osmanlı milletinin hükümeti reform yapma konusunda engellediğini belirtiyor. Bu işler Avrupa’da ciddiye alındıkları için bizim görevimiz bizim yurtseverlerimizin onurları için şimdi yapılan ajitasyonun gerçek sebeplerini anlatmamız lazım. Dünkü Arnavutların öfkesi, bugünkü Kürdlerin öfkeleri ve yarın Arapların ve Türklerin aynı köke, nedenlere dayanıyor, ama


11  
ilan etti (böyle bu beceriksiz, hiçbir baltaya sap olamamış ve sıfırlanmış kişiler kendi toplamını çağırıyorlardı).
Bu küçük tiranların vatan kurtarıcılığına değişimi ve komitenin kendi acımasız rejimini kurması, Kürd ve Ermeni köylülere törenle ilan edilen yeni havayı gözden düşürmeye yetti. Bu gün komite taktik değiştirdi. Geçmişde kendi içine kendi içine kabul ettiği Kürd şeflerini kovuşturuyor. Komite inanıyorduki bunları kendisi için hizmetçi araçlar gibi kullanabileceğini düşünüyordu ama büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Komite uygar dünyaya ermenilerin yaşadıkları vilayetlerde anormal şeylerin son bulacağını duyurdu. Politikanın alıkları-aptalları komiteyi alkışlıyorlardı. Onlar komitenin önünde çok büyük bir tehlikenin var olduğunu bilmemezlikten geliyorlardı. Komite o tehlikeyi yok ettiğine inanıyordu. O tehlike, Kürd uyanışıdır. Komitenin inançsız ve vicdansız maceracı çetelerinin bu hareketi boğmak için yaptıkları bütün çabalar, bizim Kürd yurtseverlerimizin kararlı çıkışlarıyla boşa çıkarıldı.
Kürdler, Ermeniler gibi anladılar ki bir antlaşmaya ulaşmak için kendilerini komitenin ölümcül etkisinden kurtarmaları, çıkmaları gerekiyor. Bu iki ırkın iyiliğinin ve varoluşunun şartıdır. Boston’daki bir ermeni gazetesinin duygulandırıcı bir haberi bize Kürd ve Ermeni dayanışmasının ilk meyvelerini gösteriyor. Keği’nin bir köyünde doğan bir genç Kürd, Ohio’nun bir hastanesinde ölüyor. Onu çok seven Ermeni arkadaşları para topluyorlar ki onun mezar giderlerini karşılasınlar. Ermeni göçmenlerinin bu nazik jesti her iki halkın elemanları arasında kardeşlik dönemini başlatsın. (8)

Kürd ve Ermeniler
Kurd ulusunun entellektüel kültürü Ermeni ulusunun varlığı-varoluşu için yararlı mı, zararlı mı?
Bu soru bizim Boston’daki saygıdeğer meslektaşımız Hayrenik’in dediği gibi A.B.D.deki Portland şehrindeki ermeni kütüphanesinde çok canlı tartışmalara konu oldu. Hayrenik bu konuyla ilgili olarak bir başyazı hazırladı ve bizim bazı ermeni yurtseverlerimizin bu tartışmalar sırasında gösterdikleri yaklaşıma üzüldüğünü belirtti. Çünkü bunlar Kürd elemanının uygarlığını ermeni halkının çıkarları için kötü, zararlı görüyorlardı. Ama sözü bizim ermeni meslekdaşımıza bırakmak daha doğru olur. “İlk görüşde bu sorun önemsize nebziyor. Ama bir konu var onu bilmek istemiyorsak, mümkün değil, bilmemiz gerekiyor. Bazı ermeniler varlar ki, dar hislerle heycanlandırılıp, bir yanlış ulusal çıkar fikir birliğiyle, onlar gibi ezilmiş ve onlardan daha mutsuz bir komşu halk olan kürdlerin uygarlığını ermeni çıkarları için zararlı görüyorlar. Bu çok haksız bir görüş ve biz bunu hiç yeterince ayıplayamayacağız.”
Bizim meslektaşımız kürdlerin durumunu ve bir kürd yeniden doğuşunun gerekliliği de konuşup ekliyor; “ Kürd uyğarlığı sadece kürdler için lazım değil. Ama ermeniler için daha fazla gerekli. Dar ve tehlikeli şövenizmden-aşırı milliyetçilikden kendimizi uzak tutalım. O zaman kolayca anlayacağız ki Kürd kültürü biza zararlı değildir, gereklidirde.”
Bizim ermeni meslektaşımızın doğru ve cömerd düşüncelerine ekliyoruz; kürd


10  
bu uyanışdan mutluluk duyduğumuz için şüpheli, maceraperest bir anlam vermememiz lazım. Kürdler, kendi Ermeni komşularıyla doğru dürüst yaşayamazlarsa ya da ayrılma düşünceleri, projeleri varsa, ayrılmayı istiyorlarsa kendi ölümlerini hazırlıyorlar.”
Biz kendi Kürd kardeşlerimizi candan kutluyoruz. Ülkemizi İttihad-ı Terakki Komitesi’nin kırbaçından kurtarmak için Ermenilerle tam bir anlayış içinde olmalarını diliyoruz.. (6)

7-Dêrsim Kürdleri İttihad-ı Teraki Partisini protesto ediyorlar. 1911
Henry Riggs, La religion Kurde Dersim, Missionary review of the world, 1911, Volume: 24, Page: 735)

Anadolu’da
1 Ocak 1912’de Bilis’den bir telgraf gönderildi; Kürdler kendilerini başkaldırmaya hazırlıyorlar. Bir komplo organize ediliyor, ünlü kürd çete şefleri Musa ve Kazım Beyler de bu komploda yer alıyorlar. Kürdlerin büyük şefi Şıx (Şeyh)Seydali’nin de ortaklaşa çalışması, katkısı istenmiş. Çok sayıda Bulanıg ve Malaşkêrd Kürd şefleri de başkaldıranların yanında yer almışlar. Duyuluyordu; Bilis, Muş, Siguert (Seerd-Siirt olmalı) yerleşim birimleri bir inanılmaz devrimi gerçekleştirme alanları olacaklar. Söylememiz gerekiyorki bu Kürd hareketi bölücü değildi. Sadece ittihad-ı Teraki Komitesi’nin oluşturduğu öfkeye, hoşnutsuzlukta cevaptı.
Kegham Efendi, Muş mebusu yeniden İçişleri Bakanı’nın yanına gitti. Ona, kendi yerleşim biriminde yaşayan insanların yerel otoritelerin suçları cezalandırmada özen göstermediklerini belirti. Celal Bey ise mebusdan, biraz daha sabırlı olmasını istedi. Çünkü bu bölge de görevli sivil idareci personelden bazılarının değiştirileceğini belirti. Sabretmek! Bakan çok rahat söylüyor. (7)

Kürdler ve Ermeniler
Kürd yurtseverlerimiz ile Ermeniler arasına her iki soydan halkların yaşadığı alanlarda sağlam olmayan temel dava konumuyla ilgili yanlış bir anlama var. Bu yanlış anlama denilebilinirki acaba saf zihinlerin kini ülkeye uzak olan şeylerde her iki ırk da bulunduğuna inanıyorlar.
Kürd köylüsü Ermeni köylüsü gibi aynı acıları çekiyor. Devlet yöneticılerinin neden oldukları sıkıntılardan ve bir kaç şefin kötü muamelesinden, Constantinopldaki meslektaşımız kısa süre önce dediği gibi, Azatamart gazetesi, bütün Konstantinopolis basınında bu sorunu en iyi şekilde inceliyebilen gazetedir.
Yabancı gazeteciler, hatta bazı saf gezginciler, yetkililerin yaptıkları durumdan dolayı, yanlış yorumların kurbanları oldular. Bunu feodal şeflerin övgüsü ve faziletini kazanmak için yaptılar: Kürdlerin ve Ermenilerin yaşadıkları vilayetlerdeki memurların çoğunluğu kendilerinden önceki oluşturduğu kini canlı tutmayı için kendilerine görev saydılar. Ermeniler ve Kürdler işin valilerin amaçlarının farkına vardılar.Valilerin görevi, Kürdlerle Ermeniler arasındaki yakınlaşmayı, uzlaşmayı engellemekti. İttihad-ı Terraki Komitesi her iki soyun düşünce tarzını kötüye kullandı, despotik rejiminin zemini yaptı. Yeni rejim ilan edildiğinin ertesi günü, Komite kendi içinde Ermeni ve Kürdler için feci projeyi farz etti. Komite bu projeyi gerçekleştirmek için her iki elemanın güçlerini kullanmak istedi, kendisine karşı gelinmemesini istedi. Kutsal komite, Ermeni ve Kürd toplumlarını tiranca terörize eden feodal şefleri Selanik’in kurtarıcıları gibi


1-9 10-18
Name *:
Email *:
Code *:
Search

Calendar
«  January 2011  »
SuMoTuWeThFrSa
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031

Entries archive

Site friends
  • bedava site yapimi

  • AGAHI
    Newroz Piroz Bè
    Tavsançali.ucoz.com
    Panoya Agahi
    Céjna Qurbanè Piroz Bé



    Tavsançali.ucoz.com
    Copyright MyCorp © 2016