KÜRT TARİHİ -1- - Forum
Main Registration

Login

Welcome Guest | RSSSaturday, 2016-12-03, 12:38 PM
[ New messages · Members · Forum rules · Search · RSS ]
Page 1 of 11
Forum » Kürt Tarihi » Kürt Tarihi » KÜRT TARİHİ -1-
KÜRT TARİHİ -1-
volongotoDate: Tuesday, 2011-10-04, 9:38 PM | Message # 1
Major general
Group: Administrators
Messages: 457
Reputation: 0
Status: Offline
KÜRT TARİHİ -1-


fktyasar@mail.com

Arkeoloji, tarih ve kültür alanlarında yapılan araştırmalar sonucunda dünyada ilk uygarlık ürünlerinin ana merkezinin ARYAN olduğu,

Kürt Tarihi ile ilgili olarak 1-18 bölümden oluşan, Yüksek Ova Haber başta olmak üzere bir çok yerde araştırmaları, yazı ve maklaeleri çıkan değerli araştırmacı Fikret Yaşar’ın bu eşssiz araştırma yazısını yayınlamaktan gurur duyduğumuz gibi, Kendisine de teşekkürü bir borç biliyoruz. Fikret Yaşar 18 bölümde topladığımız bu değerli araştırması ile altın değerinde bir hediyeyi, değeri maddiyatla ölçülmeyecek bir değeri de Kürt halkına sunduğu gibi, palavra ve resmi tarihlerle halklar arasına döşenen düşmanlığa da bilimsel bir darbe vuruyor…

Fikret Yaşar hem resmi tarihin palavralarını bilimsel verilerle çürüttüğü gibi, yüzyıla yakındır yeryüzünden silinmeye çalışılan Kürt halkının insanlığın en kadim halkı olduğunu ve tarih boyunc bir çok medeniyetin, uygarlığın ve imparatorluğun kurucuları olduğunu, Kürt dilinin ve kültürünün yeryüzünün en eski dili ve kültürü olduğunu, dünyanın bugün üzerinde yükseldiği kültürel değerlerin merkezinin Mezopotamya (Kürdistan) olduğunu bilimsel bir şekilde ortaya koyarak; resmi tarihin ve dünya kapitalizminin Kürtlere dayatrtığı tüm bilimsel! Palavraları yerle bir ediyor. Yoğun istek üzerine bu araştırma yazılarını üç bölüm halinde bölge tarih katagorisinde yayınlıyoruz…

Kürt Tarihi (1) orijinal metin

Bir önceki aydınlanma konulu yazımda Kürt tarihini işleyeceğimi belirtmiştim. Bugün itibariyle dünden bugüne Kürtler, tarihteki rolleri ve kurdukları devletleri konu edinip, elimdeki eserlerden faydalanarak siz değerli okuyuculara –özet- bir kültür hizmeti sunmak istiyorum. Aynı zamanda sizlerden gelecek yorumlar ve önerilerle konu doğrulusunda bilinmeyenler buraya taşınırsa eğer, eksiklerimizi tamamlama fırsatını da yakalamış oluruz.
Vaktiyle Kürtlerin kökenleriyle ilgili egemen görüş, bunların Kaldeli’lerin akrabaları olduğuna dair bilgilerdi. Marko Polo da aynı kanıdaydı. Ortaçağdaki batı Avrupa bilimi Kürtleri İncil’deki Kaldeli’lerin torunları olarak görmek istiyordu.

19. yüzyılın sonlarına doğru Kürdistan ve Kürtler konusunda araştırmalar başlayınca Kürt tarihi, Lehçeleri ve sosyolojik yapısı ile ilgili ilk somut bilgiler Ön Asya uygarlıklarına ait eserlerin keşfi ile bilim dünyasında sarsıntı yarattı. Kürt sorunuyla ilgili uzmanların eskimiş uydurma görüşlerinin düzeltilmesine çalışıldı. Bu çalışmalar sonucunda Kürtlerin Farslarla akraba ve İrani bir karakter taşıdıkları kabul gördü.

Rus bilgini KUNİK, tarihi olgulara dayanarak Ön Asya’nın eski uygar kavimleri ile Kürtlerin tartışma götürmez bağını kanıtlarken, Kürt dilinin İran diliyle ilişkin malzemeleri kullanarak, yalnız kutsal kitaptaki (İncil) Kaldeli’lerin değil, aynı zamanda bütün küçük Ön Asya uygarlıklarının da İrani /Ari-Aryan kökenli olduğu sonucuna vardı.
Attachments: 0121917.jpg(7Kb)
 
volongotoDate: Tuesday, 2011-10-04, 9:42 PM | Message # 2
Major general
Group: Administrators
Messages: 457
Reputation: 0
Status: Offline
ARYANLAR:

Arkeoloji, tarih ve kültür alanlarında yapılan araştırmalar sonucunda dünyada ilk uygarlık ürünlerinin ana merkezinin ARYAN olduğu, bu bölgenin Anadolu’nun doğu yarısı, Kuzey Mezopotamya ve Batı İran’ın Zagros dağlık alanlarını kapsadığı belirtilmektedir.

Strabon, Zabrowski ve Homel gibi bilginler Hazar Denizi ile Dicle arasındaki dağlık alan toplumlarını ortak özelliği olan; Medler, Haldi (Urartu)ler, Lulubiler, Guti(Kurti)ler, Kassit (Kardunya)ler, Hatti(Hitit)ler, Mitaniler, Hurriler, Muşkiler, Elamlar ve Basra körfezine kadar inen Sumerler olduğunu belirterek, Orta Anadolu’dan Hazar denizine, İskenderun körfezinden Basra körfezine kadar olan coğrafyada yaşayan bu toplulukların Aryan olduklarını söylemektedirler.

Rus dilbilimcilerinin lengüistik alanda yaptığı çalışmalar sonucu Aryan’ların dil birliğine sahip olduğu anlaşılırken, Hint Avrupa dilleri ve uygarlığın doğuş merkezinin de burası olduğu tespit edilmiştir. (Milliyet Gazetesi 05.11.1990)

Dil bilimci ve tarihçiler, ilk defa koyun, köpek, at gibi hayvanların evcileştirilip yerleşik yaşama geçildiği, toprağın sürülüp sulu tarımın yapılmasıyla beraber tekerleğin icat edildiği, akabinde yazı ve matematikte dört işlemin ortaya çıktığı coğrafyanın Aryan/Mezopotamya olduğu konusunda hem fikirdirler. Başta toplayıcılık ve avcılıkla geçinen Aryan’ların hayvanları ehlileştirip toprağı işleyerek uygarlık sürecini başlattıkları düşünülmekle birlikte, bu kavmin dilindeki coğrafik alanlar ve yerleşkelerin adlarıyla, evcil hayvanlara verilen adların çokluğuna bakarak Hint-Avrupa dilinin ve ilk uygarlık ürünlerinin sahiplerinin Aryanlar olduğu görülmüştür.

Bundan çıkan sonuç: Aryan’ların dil ve uygarlık konusunda öncü olduklarını ve Avrupa insanını şekillendiren eski Yunan düşüncesi ile uygarlığının Aryan kökenli olduğudur.
Büyük İskender’in ordusu geri döndüğünde Mezopotamya’dan 30.000 levazımatçı ve 1000 kâhin/düşünürü beraberinde Makedonya’ya götürmüştür.

İki önceki yazımda Cengiz han ve Aksak Timur’un Mezopotamya talanları sonrası Orta Asya’ya geri döndüklerinde zamanın âlimlerini beraberlerinde götürdüklerini vurgulamıştım. Özellikle Timur’un beraberinde götürdüğü âlimlerle imar ve tarımda bir yenilenme başlattığı bilinmektedir. (Yazının sonraki bölümlerinde Selçuklu ve Osmanlıların da Aryan/Kürtlerden ne kadar faydalandıklarını anlatmaya çalışacağım.)

Rus dilbilimcilerin ortaya attığı başka bir gerçek de Türklerin konuştuğu Ural-Altay dil grubuna mensup kavimlerin avcılık ve talancılıkla geçinen topluluklar oldukları ve uygarlık alanına en geç girdikleridir.

Aryanlar istila ettikleri topraklara uygarlık ve sanatlarını da taşıyarak yerli halka sanatı öğretmiştir, ancak Aryan toprakları istila edildiği zaman istilacıların taş taş üstünde bırakmadığı bilinmektedir.

Genel kanı, Aryanlar olmasaydı Mezopotamya sanatı, Anadolu uygarlığı, hatta Yunan ve Avrupa uygarlığı olmayacaktı.

2000 yılının “TİME” dergisinin ilk sayısında dünya tarihine 1000 yılda iz bırakanlar konulu çalışmada 1000 ile 2000 yılı arasındaki her 100 yıl bir kişiyi dikkate değer bulunarak değerlendirilmiştir. 1200 yılı Kürd Selahaddin’in insan sevgisi-dehasına ve batının medeniyeti ondan öğrendiğine vurgu yapmaktadır.

Aslan yürekli Richard meşhur haçlı seferi sonrasında şöyle der: Kürd Selahattin bize medeniyeti öğretti…”
 
volongotoDate: Tuesday, 2011-10-04, 9:43 PM | Message # 3
Major general
Group: Administrators
Messages: 457
Reputation: 0
Status: Offline
Selahaddin ê Kurdi’nin insani yaklaşımı ve asaleti sadece dindarlığına bağlanamaz. Çünkü din adına yola çıkıp katliamlar yapan pek çok dindar komutan biliriz. Örneğin: Yavuz Sultan Selim. Şah İsmail’in ölümüne savaşan askerleri karşısında hayrete düşer ve İdris_i Bitlisi’ye sorar:” Bu askerler niye bu kadar canla başla bize karşı savaşmaktadırlar?” İdris de ona: “Şah İsmail bir hükümdar olduğu kadar aynı zamanda ruhani bir liderdir. Yani bir şeyhtir…” der. Bunun üstüne düşünen Yavuz, hem hükümdar hem de ruhani bir lider olmanın tek yolunun İslam halifelik kurumunu ele geçirmek olduğunu anlar ve Memluklar üstüne yürüyerek kılıç zoruyla halifelik gücünü eline geçirir. Yavuzla ittifak kuran Kürtler her ne kadar özerk yaşamış olsalar da sonrasındaki gelişmeler din adına kullanıldıklarını göstermektedir.

Kadim zamanda sanat ve uygarlıklarıyla öncülük yapan bu Kürtler ne yazık ki dindaşlarının zulmü sonucu bugün var-yok olma mücadelesi içinde özgün değerlerine sahip çıkmaya çalışmaktadırlar.

Sanatın ortaya çıkış sebebi insanın doğayla olan etkileşimi ve çıkarımıdır. Aryandaki sanat da, toprak ve diğer canlılardan faydalanma yolunda insan yaşamında rol alan yeni aktörlere duyulan saygı ve yüceltme algısını ifade etmektedir.

Öte yandan sanat ve uygarlık yaratma gücü olmayan istilacı kavimler, Aryan sanatının ve uygarlığın kendileri tarafından yaratıldığını iddia ederek ve kendilerine çıkardıkları övünç payı ile sanatın ve uygarlığın esas sahiplerini inkâr etmektedirler. Bu da istilacıların yaratma gücünden yoksun olmalarını göstermektedir. Kolay elde edilene saygı duyulmayacağına göre, onu yüceltme ve saygı da söz konusu olmayacaktır. Bu durumda onu sembolize edecek yaratım duygusu, yani sanat da gelişmez. Bu yüzden talancı kavimler sanat konusunda geri kalmışlardır. Varsa övündükleri sanat veya tarih, o da başka kavimlerden çalınmıştır!

Prof. M Şemsettin GÜNALTAY “İran-Anadolu-Mezopotamya” adlı eserinde Aryan’ların, hatta İtalyanların Türk olduğunu iddia etmektedir. J) Bu iddiasında söz konusu kavimlerin yuvarlak kafa yapısına sahip olduklarını, ayrıca M.Ö.7.y.y.da yaşayan “Pır -şad” adlı bir Aryan prensinin isminin Türkçe olduğuna dayandırmaktadır. Çncelikle şunu bilmek gerek, Aryan’ların kafa yapısı dikdörtgeniktir. “Pır-Şad” da Kürtçe “pır=çok, şad=mutlu” o da = “ÇOK MUTLU “anlamını taşır.

Osmanlı dilinin Kürtçe, Farsça ve Arapçadan etkilendiğini unutan prof, Kürde ait olanı talan ederek tarih yazmaktadır. Talimatlar doğrultusunda yazılan bir tarih ancak böyle olur!
Sadede gelelim: yukarıda Aryan’ların dil bütünlüğüne değinmiştim. Ahamenit (Pers) krallarının bıraktığı eserlerden de bu gerçek kendini göstermektedir. 1. Daryos (Darius) Bistun kabartmalarında ELAM Aricesini (Ari dilini) kullanmıştır. Oğlu Xerxes de Wan şehrinde diktirdiği stelde ELAM dilini kullanmıştır. M.Ö.640 yılı ile 1. Daryos arasında 200 yıl zaman farkı var, ama Elam’canın bu kadar uzun süre kullanılması Aryan’ların ortak dile sahip olduğunu göstermektedir.´
 
volongotoDate: Tuesday, 2011-10-04, 9:44 PM | Message # 4
Major general
Group: Administrators
Messages: 457
Reputation: 0
Status: Offline
Sanat alanında da kaya resimlerinden gelişerek madeni külte geçen Aryanlar, kültür, sanat ve mimaride de en yüksek seviyesini oluşturunca yaratılan çekim/cazibe olgusuyla barbarların istilalarına maruz kalırlar. İstila ve işgaller döneminde sanatlarındaki gelişmeyi kilim, halı vb gibi el sanatlarına yansıtırlar. Ortak sanat konuları içerisinde aslan, geyik, kartal, boğa, güneş, hayat ağacı, yılan (şahmaran), sirmuğ vb gibi figürler çokça işlenmiş ve günümüze el sanatları ile taşınmıştır.

Diğer taraftan Aryan sanatının en belirleyici öğesini saraylar oluşturmuştur. Bir taraça üzerinde tek katlı olarak yapılan saraylara bir merdivenle çıkılır. Çok sütunlu sarayın tavanı kanatlı boğa, aslan, kartal, geyik, ejder ve karışık yaratık gibi iktidar gücünü gösteren sütun başlıkları oluşturur.

Aryan uygarlığına ait kabartmalar anonim özellikler taşıdığı için, Herodot Hatti (Hitit) lerin varlığından habersiz olarak yazılı kaya açık kült merkezindeki kabartmalarla Bésıtun kabartmalarındaki sizirnos betimlemelerini bir sayarak her ikisinin de MED’lerce yapıldığını anlatır. Hattuşaş, Media, Kargamış, Ekbatan, Pasargat, Sus ve Persepolis’te yer alan sarayların benzerlerini mezar mimarisinde de görmekteyiz. Çok sütunlu bir galeride kademeli bir kayda üzerine dikdörtgen prizması şeklindeki mezarın üstünü beşik biçimindeki kapak örtmektedir. Avlu kısmının çatısı sütunlar üzerine oturtulmuştur. Kayalara oyularak yapılan mezarlar mekândaki şartlara göre aynı stili yansıtmaktadır.

Arya sanatının bu özellikleri ve mimari şekilleri Yunanlılar ve sonra da Romalılarca benimsenmiştir. Ancak, savaş ve işgaller sonrası tahrip ve yağma edilen bu sanat öğelerinin çok az bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir.

Günümüzde görülen uygarlık öğelerinin hangisine bakarsak bakalım, hemen hepsinin bir öncekinin uzantısı olduğunu görürüz.

Temeline indiğinizde Mezopotamya etkisini fark edersiniz. (Devamı var.)

Kaynakça:
*Kürtler –Bazil Nikitin
*Arya Uygarlıklarından Kürtlere -S.Mıhotoli
*Xenephon – Anabassis
*Herodot Tarihi -R.Kitabevi
 
Forum » Kürt Tarihi » Kürt Tarihi » KÜRT TARİHİ -1-
Page 1 of 11
Search:

Copyright MyCorp © 2016