Zembilfiros Destani - 16 December 2010 - Blog - Personal site
Main Registration

Login

Welcome Guest | RSSThursday, 2017-03-23, 5:20 PM
Menu du site

Tag Board

Our poll
sitenin orani nasil
Total of answers: 12

Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

Blog
Main » 2010 » December » 16 » Zembilfiros Destani
8:28 PM
Zembilfiros Destani

Zembîlfiroş Efsanesi de, en az Yusuf ile Züleyha, Mem û Zîn ve Siyabend u Xece kadar bölgede bilinen ve halk şarkılarına konu olan hazin bir aşk hikayesi. Zengin prenses ile fakir gencin sonu hüsranla biten sevdası. Ancak bu birbirini delice seven Mem û Zîn'in öyküsü değil. Şirin için dağları delip

26520_383145322374_181116177374_3659237_5032368_n yol açan Ferhat'ın öyküsü de değil. Bu sevda Zembîlfıroş'a karşılıksız aşk besleyen Xatûn ve bu aşktan kurtulmak için ölümü seçen Zembîlfıroş'un efsanesi... 


Efsanenin geçtiği yer Mezopotamya'nın tarihi ve kültür beşiği, çeşitli uygarlıklara yurtluk yapmış, Mervani Devleti'nin başkenti Farqin yani bugünkü adıyla Silvan dır.Efsaneye göre bir padişahın zevk ve sefa içinde büyütülmüş, çok yakışıklı bir oğlu varmış. Genç prens sık sık ava çıkarmış. Bu av gezilerinin birinde yol kenarındaki mezarların birisinden çıkmış iskelet ve kafatası görür. O zaman kadar ölüm kavramına yabancı olan genç prens o andan itibaren ölümün gerçekliği yüz yüze gelir. Ölümün zengin, yoksul, genç yaşlı dinlemediğini, dünya malının dünyada kaldığını ve bir gün böyle iskelete dönüşeceğini anlar. Prens o andan sonra elini eteğini dünya nimetlerinden çekmeye karar verir ve tanrıya sığınıp, onun yolunda yürümeye yemin eder. Sarayı ve yaşadığı ihtişamını geride bırakıp eşi ile birlikte yollara düşer. Diyar diyar gezerek zembîl yapıp satmaya ve hayatını böyle kazanmaya başlar. Çocukları olur. Sırtlarında çadırları, üzerlerinde yıpranmış giysilerinden başka bir şeyleri yoktur. Genç prens, artık zembil satarak, geçimini sağlayan Zembîlfıroş'tur... 

Son durağı olan Farqin'e gelir. Zembil satmak için Farqîn sokakların arşınlarken Farqin Beyi'nin karısı Xatûn'un dikkatini çeker. Xatûn, Zembîlfiroş'a aşık olmuştur. Zembil alma bahanesiyle Zembîlfiroş'u saraya çağırır ve ona olan aşkını dizelere dökerek anlatır: 

Zembîlfiroş zembîla tine/ Zembîlfiroş, zembiller getirir, Dikan bi dikan di gêrîne/ Dükkan dükkan gezdirir, Hiş li Xatûnê namîne/ Xatûn'un aklı başından gidiyor, Serî li zeman di gerîne/Aklıyla arıyor zaman yaratmak için, Gazi dike ku bibîne/ Sesleniyor ki, onu görmek için, Were ser doşeka mîr e/ Gel Beyin döşeğinin üstüne, Li te helal, herama mîr e/ Beyin haremi sana helaldir, Bidime te zulfî harîr e/ Güzel zülüflerimden sunayım sana, Çavê min ê xezalan e/ Gözlerim ceylanların gözüdür, Sîngamin wek zozana ne/ Bağrım yaylalar gibidir, Bejna min wek rihane/ Endamım reyhan gibidir, Çiqa bêjî hêjan e/ Dilediğin gibi güzel ve uygundur 
Ama Zembîlfiroş evlidir, karısını sevmektedir, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir. En önemlisi tövbe etmiştir. Tanrıya kulluk edecektir, haramı yaşamından silmiştir. Zaten bunun için değil miydi onca malını, mülkünü, ihtişamını bırakıp yollara düşmek?.. Bu yüzden Xatûn'un aşk çağrısına olumsuz yanıt verir. Ve Xatûn'a cevabı hemen oracıkta verir: 

Xatûnê ez tobedar im/ Xatûn ben tövbekarım, Delalê ez tobedarim/ Güzel kadın ben tövbekarım, Zarok birçîne li malin/ Çocuklar evde açdır, Ji rebbê jorî nikarim/ Tanrı adına yapamam 
Zembîlfiroş, Xatûn'un ilan-ı aşk teklifini reddeder. Farqin beyinin karısı Xatûn red cevabını kabul etmez. Ne yapıp edip yakışıklı Zembîlfiroş ile birlikte olmaktır amacı. Xatûn'ın ısrarları karşısında Zembîlfiroş çareyi kaçmakta bulur. Xatûn peşini bırakmaz, sora sora Zembîlfiroş'un kaldığı çadırı öğrenir. Xatûn, bir gece çadırda kalmak için Zembîlfiroş'un karısına yalvarır. Karşılığında tüm mal varlığını ve mücevherlerini bağışlayacağını anlatır, sadece bir gece Zembîlfiroş ile kalmak ister. Xatûn'un bu kadar yoğun ısrarı üzerine Zembîlfiroş'un eşi, çocuklarını da yanına alarak oradan ayrılır. Xatûn, Zembîlfiroş'un eşinin giysilerini giyer ve yatağa girerek Zembîlfiroş'u beklemeye başlar. Karanlık Farqin'e çökerken, Zembîlfiroş zembillerini sattıktan sonra çadırına döner. Xatûn'un yatağında olduğundan habersiz, aynı yatağa uzanır. Ancak yataktaki kadının kendi karısı olmadığını, Xatûn'un ayağındaki gümüş halhalin çıkardığı sesten anlar. Bunu anlar anlamaz, çadırdan dışarı çıkar. 

Kimilerine göre Zembîlfiroş, Xatûn'dan kurtulamayacağını anlar ve gidip sarayın burçlarından kendini aşağı atar. Efsanenin başka bir anlatımına göre ise, Zembîlfiroş bu noktadan sonra çaresiz kalır ve canını alması için Tanrı'ya yalvarır. Zembîlfiroş ölünce, peşinde koşan Xatûn'da aynı dilekte bulunur ve ikisi de ölür.br> 
Bu sevda masalının da diğer masallar gibi sonu hazindir... Aynı Mem û Zîn destanındaki gibi, Xatûn'un Zembîlfiroş'a olan aşkında da ölüm 'çare' olmuştur... 

Şarkılara, öykülere konu olan Zembîlfiroş ile Xatûn'un aşk hikayesi, bugün sadece olayın yaşandığı Diyarbakır`ın Silvan ilçesinde değil, Kürt kültürünün olduğu tüm bölgelerde hala dillerde." 

Anlatılanlara göre, çok zengin bir beyin oğluymuş Zembilfroş. Yakışıklıymış. Doğal olarak avlanmayı ve eğlenmeyi severmiş her bey çocuğu gibi. Ta ki günün birinde bir mezarlıktan geçerken, ruh dünyasında yaşadığı olağanüstü değişime kadar... İşte o mezarlıktan geçerken, yaşamı ve ölümü düşünür, kıyaslar... Sadece soyut bir kıyaslama değildir fakat bu: Mala, mülke, zevke, sefaya sahip olmakla, bunlardan yoksun olmanın getirdiği iki farklı yaşam, bu iki farklı yaşamın sonucunda ortak tek bir kader: Yani ölüm! .. Varlığa sahiptir Zembilfroş. Peki nasıl biri olarak ölecektir? Varlıklı, boş biri olarak mı, yoksa belli ideallerin peşinden koşan, onurlu, halkının içinde, halkın gerçekliğini kavramış biri olarak mı? O, ikinciyi tercih eder, yani ideallerinin peşinden gitmeyi... İşte o andan itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eşi ve çocuklarını alarak uzaklaşır saltanatın nimetlerinden. Köy-köy, şehir-şehir dolaşarak zembil (sepet) satmaya, böylece hayatını kazanmaya başlar. Zembil sattığı için de ismi "Zembirfroş” olarak kalacaktır. 

Derken günün birinde, şehirde zembil satarken sultanın karısı görür Zembilfroş’u ve ona aşık olur. Zembil alma bahanesiyle saraya davet eder ve dizelere dökerek aşkını açıklar O’na: 

"Zembilfroş zembila tine 
Dikan bi dikan digerine 
Hiş le xatûnê namine 
Serî le zeman digerine 
Gazi dike ku bibine 
Were ser doşeka mire 
Le te helal, herama mire 
Bidime te zulfi herire 
Çavê min e xezalan e 
Singamin wek zozana ne 
Bejna min wek rihan e 
Ciqa beji hejane...” 

(Zembilfroş zembil getirir/ 
Dükkanları dolaştırır/ 
Hatun’un aklı başından gider/ 
Başında zamanı dolaştırır... 
Çağırır onu, der: Beni gör ve gel/ 
Gel Mir’in döşeğine otur/ 
Mir’e haram olan sana helaldir/ 
Zulfi heriri vereyim sana/ 
Gözlerim ceylanların gözündendir / 
Göğsüm yaylaya benzer / 
Reyhan gibi uzundur boyum/ 
Ne dersen kabulümdür) 

Zembilfroş söz vermiştir fakat kendine... Tövbe etmiştir. Artık hiçbir şey onu inançlarından ve ideallerinden yıldırmayacaktır. Zevk ve sefaya yenilmeyecektir; sebebi aşk da olsa... Onu inançlarından ve ideallerinden uzaklaştırabilecek her türlü anlayışa güçlü bir kişilikle karşı koyacak, dik duruşuyla reddedecektir. Çünkü o, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir artık. Halkın arasına girmiş bir militandır. Evlidir ayrıca, eşi ve çocukları vardır. Bu yüzden Xatun’a orada cevap verir Zembilfroş,xwe nakıme cıle buk zawa me. Heta azadiye nebinı me- sözü gibi: 

"Xatûnê ez tobedarim 
Delalê ez tobedarim 
Zarok birçîne li malin 
Ji rebbe jorî nikarim 


("Hatun ben tövbekar biriyim/ 
Güzel ben tövbekar biriyim/ 
çocuklarım evde ve açtır/ 
Yukarıdaki tanrının hatırına, yapamam”) 

Peki ya sonra? Sonrası trajik bir destan! ... Men û Zin’den, Sîyabend ve Xecê’den, Leyla ile Mecnun’dan çok farklı bir destan. 

FARKLI BİR İDDİA DAHA 

Zembilfroş Xatun’un ilanı aşkı reddeder böylece. Xatun kabul etmez elbette. Konuğu olduğumuz Hecî Saleh Gulî, bildik zembilfroş destanının aksine, Xatun’un Zembilfroş’u orada tutuklattığını ve zindana hapsederek zincire vurduğunu anlatıyor. Buna göre Xatun, Zembilfroşa olan aşkından vazgeçmez. Ona verdiği saltanatı ne zaman kabul ederse, o zaman serbest bırakılacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını söyler. 

Fakat Zembilfroş, yaşam ilkeleri doğrultusunda direnecektir. Derken günün birinde, ibadet etme bahanesiyle zincirlerini söktürür ve ibadet sırasında saraydan kaçmayı dener. Ancak kaçacak yer bulamaz ve teslim olması istenir. Buna karşı çıkan Zembilfıroş, sarayın burçlarından aşağıya atar kendini ve inançları, idealleri ölmeyi seçer. Heci Salih Gulli, dini motiflerle süslü bu destanı anlatırken hemen yukarıya düşen Şabanı Dağı’nı işaret ediyor bize. ‘Bu dağın üzerinde Şabani Kalesi var” diyor. "O kaleden atlayan Zembilfroşu melekler almış, getirip buraya gömmüştür...” 

HEM İNANCIN, HEM DİRENİŞİN SEMBOLÜ 

Ve Zembilfroşu anlata anlata bitiremiyor Güneyli kürtler.Yaşlıların dilinde, dini inançların, nefse hakimiyetin ve iradenin destanı olan Zembilfroş, daha genç kuşaklarda büyük aşkın, büyük adanmanın ve büyük ilkeler uğruna ölümü tercih etmenin efsanevi sembolü olmuş. Bunlar, Kürtlerin Zembilfroşlarının çoğalması gerektiğini düşünüyorlar.

Views: 472 | Added by: volongoto | Rating: 0.0/0
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Search

Calendar
«  December 2010  »
SuMoTuWeThFrSa
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Entries archive

Site friends
  • bedava site yapimi

  • AGAHI
    Newroz Piroz Bè
    Tavsançali.ucoz.com
    Panoya Agahi
    Céjna Qurbanè Piroz Bé



    Tavsançali.ucoz.com
    Copyright MyCorp © 2017