"Keşanlı Ali" mi "Kürt Cemali" mi? - 7 August 2011 - Blog - Personal site
Main Registration

Login

Welcome Guest | RSSMonday, 2017-01-23, 3:39 PM
Menu du site

Tag Board

Our poll
sitenin orani nasil
Total of answers: 12

Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

Blog
Main » 2011 » August » 7 » "Keşanlı Ali" mi "Kürt Cemali" mi?
6:06 PM
"Keşanlı Ali" mi "Kürt Cemali" mi?

"Keşanlı Ali" mi "Kürt Cemali" mi?

Mehmet Bayrak


Cumhuriyet tarihi boyunca "Kürt ismi üstüne kurulan tabu, toplumsal yaşamın yanısıra edebiyat ürünlerine de yansımış ve tüm albeniliğine rağman bu eserleri düşünce kadük bırakmıştır.
Kemal Bilbaşar’ın Kürt isyanlarını anlatan Memo ve Cemo romanları ile Mustafa Yeşilova’nın Dersim katliamını anlatan Kopo romanı; Fikret Otyam’ın, Ahmed Arif’in şiirleriyle süslediği röportajları bunun ilginç örneklerinden yalnızca birkaçıdır. Bu eserlerde Kürt ismi sansürlenerek "Türkmen”e dönüştürülür çoğu kez. Hatta Kopo romanının bu özelliğini eleştiren yazar Osman Şahin’in cezaya çarptırıldığını hatırlıyorum.



Bu uygulamanın tiyatro planındaki en ilginç örneklerinden birini, ünlü tiyatro yazarı Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nda görüyoruz.
Haldun Taner tiyatro yazarlığında bir dönemeç kabul edilen ve epik tiyatronun şaheserlerinden sayılan, bu özellikleriyle de Türkiye’de ve birçok Avrupa ülkesinde yüzlerce kez sergilenen Keşanlı Ali Destanı; konusu, karakterleri, jargonu ve tüm motifleriyle Ankara’nın ünlü kabadayaılarindan Kürt Cemali’yle çevresini işlediği ve bu özelliklerinden dolayı "Kürt Cemali Destanı” olması gerekirken, birdenbire "Keşanlı Ali Destanı”na dönüşüvermiş.
Gösterime girdiği 31 Mart 1964’ten itibaren 130’u Türkiye’de; geriye kalanları da İngiltere, Almanya, Lübnan, Çekoslovakya, Macaristan ve Yugoslavya’da olmak üzere 342 kez sahnelenen; yazılı kitapçığı bile 1964, 1971, 1977 ve 1984’te birçok baskıya ulaştığı gibi birçok yabancı dile çevrilen Keşanlı Ali Destanı, işlenen temanın Kürt kimliği bakımından izleyicilerin de hamen dikkatini çekmiş ve tartışılmaya başlanmıştır; neden Kürt Cemali değil de, Keşanli Ali Destanı diye…Yaşar Kaya, 1960’lı yılarda gösterime girdikten sonra bir seyirci tepkisini şöyle aktarır:

Ankara'da 1963'te kallesce öldürülen "erdemli kabadayi" Kürt Cemali (*)

"Haldun Taner, Keşanli Ali’nin vizyonundan sonra Kadıköy vapurunda Doğulu savcı bir arkadaşımla tartıştılar. O zamanlar fakülteyi yeni bitirmiş genç hukukçu arkadaşla ilericilik-gericilik tartışması yaparlar. Hukukçu arkadaş, 1960’lı yıllarda Ankara’da çok ünlenen Kürt Cemali ile bu oyunun ilgisinin olup olmadığını söyler. Onun, öldürülen Kürt Cemali’nin hayat hikayesinin tıpatıp aynısı olduğunu söyler. Haldun Taner, inkâr yoluna sapar… Arkadaşım, Keşanlı Ali’nin niçin Trakya şivesi değil, bir Kürt kabadayısı ağzıyla konuşturulduğunu sorar. O zaman ip kopar. Haldun Taner bunu kabullenir gibi olur, "Ona Kürt Cemali desem oynamazlar, onun için Keşanlı Ali dedim” der. (1)


Kürt Cemali'nin dul kalan karisi çocuklari ile birlikte

Yaşar Kaya bu anekdottan sonra "bu gerçeğin bir inkârıdır” vurgusunu yaparak, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Keşanlı Ali, bir Keşanlı göçmen gibi konuşmaz, konuşturulmaz. Keşanli Ali metropole gelen bir Kürt kabadayısı ağzı ve şivesiyle konuşur. Dekor mahalle Ankara’nın bir gecekondu semtinde geçer. Örf, adet, anane, yaşam Trakya’ya benzemez. Raconu ayrıdır. Tarih, tabaka, tütün, sigara sarma Keşanlı Ali’ler gibi değil, Kürt hapishanecileri gibidir.” (2)


Kürt Cemali'nin 70'lik babasi Ahmet Cosan (*)

Kaya, yazısının sonunda, şu saptamada bulunmaktan kendini alamaz: „Haldun Taner, devlete sadık, kemalist aydın tipinin en belirgin örneğidir. Bile bile ad değiştirerek Kürt Cemali’yi Keşanlı Ali diye topluma yutturmanın aydın haysiyeti ile ne derece bağlaştığı çok önemli. Ama sırf ‚Kürt’ kelimesi başına gelmesin ve ‚Keşanlı dersem belaları savuştururum’ düşüncesiyle gerçeği tersyüz etmek ayrı bir olaydır." (agy)
Aslında, Keşanlı Ali Destanı ile Kürt Cemali arasındaki bağlantıyı doğrudan gözlemlere dayanarak yazılı bir belgeyle ilk bilince çikaran, yine orta Anadolu Kürtlerinden değerli gazeteci ve yazar Mehmed Kemal’di. 1970’li yılarda tanışıp kısa zamanda dost olduğumuz Mehmed Kemal, 1980’li yıların başlarında Cumhuriyet’te yayımlanan „Türkiye’nin Kalbi Ankara" konulu yazıdizisinin bir günlük bölümünü bu konuya ayırır. „Kürt Cemali’den Keşanlı Ali Destanı’na" başlığıyla sunulan bu bölümde Kürt Cemali’nin yaşam serüveni ve öldürülmesi anlatıldıktan sonra, konunun Haldun Taner’le bağlantısı şöyle aktarılır:
„Kürt Cemali, Altındağ ve Atıfbey’de çok sevildiğinden tutuluyor, ağıtlar yakılıyor. Ogünlerin akşam gezeteleri Cemali’nin öldürülüşünü ballandıra ballandıra yazıyorlar. (3) Öyle ki Haldun Taner’in dikkatini çekiyor. Birgün Haldun Taner bana çıkageldi. ‚Şu Kürt Cemali nerelerde geçti, aslı ne öğrenmek istiyorum’ dedi.
Haldun’u Altındağ ve Atıfbey’in çocuğu Avukat Şefik Günder ve Atıfbeyli Tahsin Yaman’la tanıştırdık. Öğrendi, inceledi, bu olaydan ‚Keşanlı Ali Destanı’ doğdu." (4)
Yazıdizisinde, o yıların ünlü kabadayıları arasında Kürt Cemali dışında şu isimler sıralanır: Hacettepeli Mehmet, Boyacı Arif, Dündar Kılıç, Kovboy Niyazi, Jandarma Ziya, Yaşar Altınışık, Kürt Nevzat, Sarı Vahit, Kürt Tahsin.
Günün birinde, Kürt Cemali’yi kalleşlikle öldüren kişiler olarak bunlardan Hacettepeli kabadayı Mehmet’le Boyacı Arif Ankara’daki Hergele Meydanı’nda Cemali’nin öldürüldüğü yerde öldürülürler. Dündar Kılıç ise kabadayılığının yanısıra Alaattin Çakıcı’nın kayınpederi olarak da biliniyor.
Daha önce bu olguyu es geçen Haldun Taner de, Mehmed Kemal’in yazılı açıklamalarından sonra aynı gerçeği itiraf etmek zorunda kalır.
1983’te eserinin dördüncü basımına yazdığı Önsöz’de işin aslını şu sözlerle itiraf eder:
„1960’larda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin çağrılısı olarak, Tiyatro Enstitüsü’nde konuk hoca sanıyla dersler verirdim. Bunun için her ayın son haftası gider, Ankara’da kalır, sonra İstanbul’daki Fakülteme dönerdim.
Altındağ’la (Cemali’nin mahallesinin bulunduğu semt M.B.) ahbaplığım o tarihte başladı. Çoğu akşamlarım ve gecelerim orada geçti. Gün geçtikçe onlarla övür oldum. Gecekondu dünyasında geçecek bir oyun tasarlamaya da işte, o tarihte başladım. Konu ne kadar bizdense, oyunu üslubu da o kadar bizden olsun istiyordum." (5)


Resimli Posta Eki

Yeniden başa dönersek, Haldun Taner’in bu son itiraflarına dayanarak diyebiliriz ki, „Evet, konu bizden, oyunun üslubu bizden, ama ismi bizden değil!.."
Ankara-Altındağ’ın Kürt Cemali’si nerede, Edirne’nin Keşanlı Ali’si nerede?.. Kürt ismi üzerindeki tabu aşılıp gerçek adı yani „Kürt Cemali Destanı" adı konsaydı taşlar tümüyle yerine oturmaz mıydı dersiniz? Herşeye rağmen „erdemli kabadayı" Kürt Cemali’nin bu sanat eseriyle ölümsüzleştirildiğini düşünüyorum.

Kaynaklar:
1- Yaşar Kaya: Keşanlı Ali Destanı mı? Ankaralı Kürt Cemali Destanı mı?, Özgür Politika, 26.3.1996
2- Agy.
3- Dönemin birçok gazetesi olaya yer verirken, Resimli Posta Gazetesi bir özel ek yayımlar: „Kürt Cemali’yi Neden Vurdular", Ank, 1963.
Günümüzde Türkiye’deki kimi kütüphanelerde müstakil bir kitapçık olarak yer alan bu ek, şu sözlerle bitmektedir:
„Cemali bugün Ankara-Asri Mezarlıkta toprakların altında yatıyor. Ama Cemali aslında insanların kalbinde yatıyor. Cemali ismi bundan böyle ağızdan ağıza yayılacak, kulaktan kulağa duyulacaktır. Cemali Ankara’da olduğu kadar taşra illerinde de bir şeref ismi olarak dolaşacaktır."
4- Mehmed Kemal: „Türkiye’nin Kalbi Ankara" yazıdizisi, Cumhuriyet gaz. 19 Mayıs 1982.
5- Haldun Taner: Keşanlı Ali Destanı, „Önsöz", Bilgi Yayınları, Ank. 1984, s. 5.
(*) Resimli Posta Eki, Ank. 1963
Views: 1664 | Added by: volongoto | Rating: 0.0/0
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Search

Calendar
«  August 2011  »
SuMoTuWeThFrSa
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031

Entries archive

Site friends
  • bedava site yapimi

  • AGAHI
    Newroz Piroz Bè
    Tavsançali.ucoz.com
    Panoya Agahi
    Céjna Qurbanè Piroz Bé



    Tavsançali.ucoz.com
    Copyright MyCorp © 2017