Cibranlı Halit Bey’in sır yolculuğu - 27 February 2012 - Blog - Personal site
Main Registration

Login

Welcome Guest | RSSMonday, 2017-02-27, 2:32 PM
Menu du site

Tag Board

Our poll
sitenin orani nasil
Total of answers: 12

Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

Blog
Main » 2012 » February » 27 » Cibranlı Halit Bey’in sır yolculuğu
7:59 PM
Cibranlı Halit Bey’in sır yolculuğu

Cibranlı Halit Bey’in sır yolculuğu

Sedat Ulugana -ANF
08:22 / 23 Şubat 2012
Konya - Şeyh Sait İsyanı’nın siyasi organizasyonunu yapan Azadi örgütünü1919 yılında Erzurum’da kuran Miralay Cibranlı Halit Bey’in isyandan hemen önce Sarıkamış’ta tutuklanarak, Bitlis’e götürülüp idam edilmesi günümüzde de hala tartışılan bir konu. Cibranlı Halit Bey, askerlerce elleri kelepçeli olarak Bitlis’e götürülürken, yol güzergahında Ağrı’da Tutak’ta, Patnos’ta ve Malazgirt’te bulunan Kürt beyleri tarafından kurtarılmayı bekler…

Miralay Cibranlı Halit Bey’in öncülüğünde kurulan ve dönemin Kürt aşiret ağalarından olan Haydaranlı Kör Hüseyin Paşa, Sipkanlı Abdülmecid Bey’in çocukları, Hesenanlı Halit Bey, Hoytili Hacı Musa Bey’in yanı sıra, eski Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya, Doktor Fuat gibi dönemin Kürt aydınlarını da bünyesinde toplayan Azadi örgütü; başlarda Kürdistan İstiklal Komitesi adı altında bir süre çalışmalarını gizli yürütür.

Gün geçtikçe örgütlenme sahasını genişleten Azadi, Şeyh Sait ve Şeyh Abdulkadir gibi dini Kürt önderlerin desteğini de sağlar. 1924 anayasasının katı Kürt inkârcılığı üzerine, topyekûn direniş kararı alan Azadi, kadrolarını, etkinlik gösterdikleri bölgelere gönderir. Direniş istihbaratını alan Kemalistler, bunun üzerine 20 Aralık 1924’de Cibranlı Halit Bey’i Sarıkamış’ta tutuklar. Halit Bey’in Sarıkamış’tan Bitlis’e uzanan tartışmalı sır yolculuğu da böylece başlar.

‘YÜZ ALTIN’ TALEBİ

Küçük bir askeri birlik eşliğinde elleri kelepçeli olarak yola çıkarılan Halit Bey, iddialara göre yolda, Azadi’nin diğer üyeleri tarafından kurtarılacağı ümidini taşımaktadır. Söz konusu yolculuğun geçiş güzergâhında, Ağrı Tutak’ta Sipkanlı Abdülmecid Bey, Patnos’ta Kör Hüseyin Paşa ve Malazgirt dolaylarında Hesenanlı Halit Bey bulunmaktadır. Fakat bu ağaların hiçbiri Halit Bey’i kurtaramamıştır. Yakın Kürt tarihine damgasını vuran polemik de böylece başlamış olur. Halit Bey’in yolda Kör Hüseyin Paşa’ya sözlü bir mektup gönderdiği söylense de, günümüze kadar mektubun varlığına dair somut bir delil bulunmamıştır. Hesen Hişyar Serdî ve Cibran beylerinden Kasım Demiralp, iddia edilen mektubun içeriğine dair bilgi vermektedirler. İddialara göre, Halit Bey, şifreli olarak, Hüseyin Paşa’dan yüz altın (bazı kaynaklarda kırk altın) ister. Yüz altının, yüz atlı anlamına geldiği de belirtiliyor.

"KURTARILMASI DEMEK SAVAŞ İLANI OLURDU!”

Araştırmacı yazar Kemal Süphandağ ise konuyla ilgili ANF’ye çarpıcı bilgiler verdi: "Ortada harp yok, fiili bir direniş ortamı yok, Kör Hüseyin Paşa nasıl böyle bir işe girişebilirdi ki? Haydaran aşiretinin yolda Halit Bey’i kurtarması demek, Kemalistlere savaş ilan etmesi demektir. Tek bir aşiretin devleti karşına alması, dönemin şartlarına göre mümkün değildir. Kaldı ki yolculuğun geçiş güzergâhında, Haydaranlardan önce Sipkanlı Abdülmecid Bey vardı, onlar niçin müdahale etmediler? Haydaranlardan geçti diyelim, Kör Hüseyin Paşa’dan sonra Malazgirt’te Hesenanlı Halit Bey vardı; onlar neden Halit Bey’i kurtarmadılar? Polemiğin sadece Hüseyin Paşa üzerinden yürütülmesi doğru ve sağlıklı bir yöntem değildir.”

HESENANLAR KURTARMAK İSTEDİ

Araştırmacı Mazhar Zümrüt de, 2006 yılında "Bîr” dergisinde yayımlanmış olan Hesenanlılarla yapmış olduğu röportajında benzer ifadelere yer veriyor:

"O dönemde Hesenanlılar ile Heyderanlıların arası açıktır. Bunun için Hesenanlar, Heyderanlıların bölgesine giremedikleri için, Halit Bey’i Bitlis yakınlarındaki Rehva ovasında kurtarmayı planlamaktadırlar. Halit Bey’i Bitlis’e götüren askeri birliğin peşine düşen Hesenanlar, Rehva ovasında askeri birliğe yetişemezler. Bitlis’e saldırmaya da güçleri yetmediği için geri dönerler.”

"ATATÜRK’E AFFETTİRİRİZ!”

Cibranlı Halil Bey, Sarıkamış’tan yola çıkarılırken, Kağızman yakınlarında yerleşik olan Türkmen aşiretlerinden Karakurt aşiretinin reisi Abbas Bey’in Karapınar köyündeki evine misafir olur. Doç.Dr. Gürsol Solmaz’ın Abbas Bey’in anılarına dayandırdığı makalesi, yolculuğa dair şu bilgileri içeriyor:

"Karapınar’a geleceğini önceden öğrenmiş olan Abbas Bey, Miralay Cibranlı Halit Beyi ve askerleri kapıda karşılamış. Miralay Cibranlı Halit Bey, Abbas Beyi görür görmez, "Şu insafsızlara söyle bileklerimdeki zincirleri çözsünler; soğuktan bileklerim koptu” demiş. Abbas Bey, müfreze komutanına, Miralay Cibranlı Halit Beyin bileklerindeki zincirleri çözmesini söylemiş. Müfreze komutanı kabul etmemiş, Abbas Bey, bir aşiret beyini bu şekilde misafir edemeyeceğini, bunun töreye aykırı olduğunu, tüm sorumluluğu üstüne aldığını söyleyerek müfreze komutanını, biraz da tehditle sonunda razı etmiş ve Miralay Cibranlı Halit Beyin bileklerindeki zincirleri açtırmış. Daha sonra Aslan Efendi’nin evinin tarafındaki misafir odasına misafirlerini buyur etmiş. Derhal koyunlar kesilmiş, beylere yakışır bir sofrada yenilmiş içilmiş, yemekten sonra askerlerin bir kısmı köyün diğer evlerine dağıtılmış ve misafir odasında az bir insan kalmış. Abbas Bey ile Miralay Cibranlı Halit Bey muhabbeti koyulaştırmışlar. Abbas Bey, Miralay Cibranlı Halit Beye, "Bey, gel bu sevdadan vazgeç, Kazım Paşa nezdinde hatırımız olduğunu bilirsin, ona, aracı olmasını söyleriz. Atatürk’e söyletir, seni affettiririz” der. Miralay Cibranlı Halit Bey, "Sen hiç dert etme Abbas Bey, bana bir şey olmaz. Eleşkirt’e varır varmaz, Abdülmecit Bey (Sipkanlı) beni kurtaracak, eğer orada bir aksilik olursa Tutak’ta Abdülmecit Bey (Topal) veya Patnos’ta Hüseyin Paşa beni bunların elinden alacak, gönlünü ferah tut” demiş. Abbas Bey ise "Beyim, biz birbirimizi iyi tanırız, bak seni nasıl yarı yolda koyacaklar, gel şu meseleyi bir daha düşün.” demiş ise de, sonuç alamamıştır.”

"BİRŞEY YAPAMADIK”

Miralay Halit Bey’in özellikle söz konusu güzergâhtan Bitlis’e götürmesindeki amaç, Hesenan, Heyderan ve Sipkan aşiretlerinin üzerinde psikolojik baskı kurmaktır. Kemal Süphandağ’ın bu konuda aktardıkları şöyle:

"Akrabalarımız, Halit’ Bey’in aralarından geçirilip, Bitlis’e götürülmesini zaten kendilerine yedirmiyorlardı. Çok sohbete şahit oldum, büyüklerimiz diyordu ki, ‘Halit Bey’i aramızdan geçirdiler, bir şey yapamadık’ şartların elverişsizliği bunun sebebidir.”

Sonuç olarak yolda kurtarılmayan Miralay Cibranlı Halit, Bitlis’e götürülüp eski Bitlis milletvekili Yusuf Ziya ile birlikte yargılanır. Halit bey’in çocukları Mahmut, İbrahim ve kardeşi Selim Bey’in bir oğlu Antalya’ya sürgün edilir. Cibranlı Halit Bey’in çoğu akrabası ya öldürülmüş, ya da kaçıp Suriye’ye sığınmıştır. Selim Bey’in sağır ve dilsiz oğlu bütün bu hengâmede amcazadeleriyle birlikte sürgün edildiği Antalya’ya giderken yolda kaybolmuş. Ve bu güne kadar kendisinden bir haber alınamamış.

KALPAĞI VE KILICI AÇIK ARTTIRMAYLA SATILDI

Cibranlı Halit Bey, Yusuf Ziya yargılama sonucu idam cezasına çarptırılırlar. Ve infazları Bitlis çarşısında gerçekleşir. Edebiyatçı Demir Özlü 1960’ların sonlarına doğru Muş’ta askerlik yapar, halkın kış boyunca başlarından indirmedikleri tüylü kalpakları merak eden Özlü, Halit bey’in ölüm hikâyesi ile karşılaşır. Özlü daha sonra bu tanıklığını 1970’de "Yeni Dergi”de dile getirir:

"Halit Bey’in aşireti Varto dolaylarında mıdır acaba? Cibran aşiretinin bir kolu öyle sanıyorum ki Varto dolaylarındadır… Halit bey’in ölümü… Ben de Muş’ta bütün bir kış, yediden yetmişe halkın başında dolaşan kalpaklara olan ilgim yüzünden öğrendim. Halit Bey orduda yarbay rütbesindeydi. Bitlis çarşısında asılmış… Yarbay Halit değil, Cibranlı Halit Bey… Cibranlı Halit Bey’in kalpağı eşsiz bir kalpaktı. Büyüktü, süslüydü. Tüyleri pırıl pırıldı. Onun idamından sonra açık artırmayla satıldı. Kürt aşiret beyleri geldiler. Kalpak o zamanın parasıyla 80 altına satıldı. Şimdi onu kim bilir hangi bey saklıyor? Cibranlı Halit Bey, Bitlis çarşısında asıldı. Kılıcı da açık artırmayla satıldı. Şimdi kim bilir hangi beydedir? Bunları da Muş çarşısında halin yanındaki dükkânın önünde oturmuş bir adamdan öğrendim… Halit Bey’in asıldıktan sonra kalpağı açık artırmaya çıkarıldı. Şimdi kim bilir hangi Kürt beyinin evindedir? Bu başlarda dolaşıp duran kalpak mıdır? Kalpak Halit Bey’in kalpağıdır. Cibranlı Halit Bey’in kalpağı, bilinmeyen bir yerde, duvarları iyice kalın bir Kürt evinde, bir rafın üstünde, üzerinde nişanları parlar durur.”
Views: 593 | Added by: volongoto | Rating: 0.0/0
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Search

Calendar
«  February 2012  »
SuMoTuWeThFrSa
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829

Entries archive

Site friends
  • bedava site yapimi

  • AGAHI
    Newroz Piroz Bè
    Tavsançali.ucoz.com
    Panoya Agahi
    Céjna Qurbanè Piroz Bé



    Tavsançali.ucoz.com
    Copyright MyCorp © 2017