Ahmed-i Hani - 24 September 2010 - Blog - Personal site
Main Registration

Login

Welcome Guest | RSSThursday, 2016-12-08, 11:11 PM
Menu du site

Tag Board
50

Our poll
sitenin orani nasil
Total of answers: 12

Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

Blog
Main » 2010 » September » 24 » Ahmed-i Hani
7:37 PM
Ahmed-i Hani
Ahmed-i Hani: Aşkı Anlatan Bilge - Yakup AYKAÇ :

17. yüzyılda yaşamış Ahmed-i Hani’nin doğum tarihi tam olarak bilinmiyor. Bazı kaynaklarda 1651 yılında doğduğu ifade ediliyor. Eldeki kayıtlara göre Ahmed-i Hani, Hakkâri’nin Çukurca ilçesi Han köyünde dünya geldi. Doğduğu yere izafeten ‘Hani’ lakabıyla tanındı. Daha küçük yaşlarda iken bazı vasıfları ön plana çıkan Ahmed-i Hani daha sonra bilinmeyen bir nedenle zamanın kültür ve ticaret merkezi konumunda olan Doğubayazıt’ a yerleşmiş.

Ahmed-i Hani, Bayazîd'de bulunan Muradiye Medresesi'nde eğitim görmüştür. Bunun yanında Suriye medreselerinde Antik Yunan felsefesini, Mezopotamya ve İran medreselerinde de tasavvuf, astronomi, şiir ve sanat tekniğini öğrenmiştir. Bunun yanında, buralarda Feqiye Teyran, Hipokrat, Platon, Aristo, Farabi, Şahabettin Sühreverdi, Muhyiddin-i Arabî, Ali Heriri, Firdevsi, Ömer Hayyam, Nizami ve birçok ilim adamlarının eserlerini incelemiştir.

Eğitimini tamamladıktan sonra tekrar Doğubayazıt’a dönen Hani, on dört yaşında Mir Muhamed'in divan kâtipliğini yapmış; daha sonraları Muradiye Medresesinde imamlık ve öğretmenlik görevlerini birlikte sürdürmüştür. Yaşadığı dönemde herkesi kardeşliğe ve barışa çağıran Hani hiç kimseyi ayırt etmeden herkese ders vermiştir. Bütün insanların birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaları gerektiğini anlatan Ahmed-i Hani, umudu ve sevgiyi her daim amaçlamış büyük bir bilgedir.

Dini ilimlerde yüksek derecede ilim ve fazilet sahibi hâkim ve edip bir zat olan Hani, dini ilimler başta olmak üzere yaşadığı dönemin kültür, edebiyat ve düşünce dünyasına damgasını vurmuşturHani'nin düşüncesinde yaşam ve özgürlük en yüce ve asil değerlerdir. Bu değerlerin nasıl korunacağı, Hani‘nin felsefesinin esas sorusudur. Hani, hayata ve özgürlüğe dönmeye olan çağrısını hep tekrar etmektedir, ancak hayata ve özgürlük değerlerine asilce, onurluca ve insanca dönmeyi istemektedir. Şiddeti, saldırganlığı ve insanlığı yok etmeyi hedefleyen hiçbir harekete prim vermemektedir.

Toplumda insanlarla iç içe yaşamış olan Ahmed-i Hani, insanların problemleriyle ilgilenmiş ve toplumda yaşanan sıkıntı ve problemlerin halkla ilgilenmemekten ve halkın sahipsiz kalmasından kaynaklandığını belirtmiştir. Bu sıkıntı ve problemlerden kurtulmanın yolunu: insanların birlik ve berabe rlik içerisinde olmaları ve birbirlerine destek olup yardımlaşma ve dayanışma içerisinde bulunmaları olarak belirtmiştir. Hani hiçbir zaman Kürt, Türk, Arap ayırımı yapmaksızın herkesin birlik ve beraberlik içerisinde yaşaması gerektiğini anlatmıştır.

Hani Kürtçe, Arapça, Farsça ve Türkçe biliyor, eserlerini özellikle Kürtçe olarak yazıyordu. On dört yaşında yazmaya başlayan Hani’nin birçok eseri vardır ki bunlardan en önemlileri Kürtçe-Arapça sözlük olan "Nûbiharan Biçukan” ve meşhur "Mem û Zîn”dir. 'Mem û Zîn'in asıl konusu, Mem ve Zîn adlı kahramanlar arasında 'mecazi' olarak başlayıp daha sonra 'ilahi aşk’a dönüşen aşk hikayesidir. Mem u Zin'in hikâyesi "Memê Alan" adıyla Kürt halkı arasında hayli yaygın ve eskidir. Bu hikâye milattan önceden bu yana halk arasında söylenen ve mitolojik nitelik kazanan bir destandır. Büyük ozan bu destandan ilham alarak o hikâyeyi kendi çağının yaşantısına göre somut bir kalıba dökmüş, çağdaş bir üslupla yazmıştır. Bu suretle hem destanı kaybolmaktan kurtarmış, hem de Kürt Edebiyat'ına ölmez bir eser armağan etmiştir. Hani bu eserde Mem ve Zin'in aşkı etrafında çağının yaşantısını, o zamanın sosyal, kültürel ve idari durumunu da güçlü bir maharetle tasvir etmiştir. İyiliği, doğruluğu, suçsuzluğu, zayıflığı ve çaresizliği Mem ve Zin'in şahsında toplayarak; kötülüğü, dalkavukluğu, fitneciliği ve ikiyüzlülüğü de Beko'da somutlaştırarak gözler önüne sermiştir.

Ahmed-i Hani, yazmış olduğu Mem u Zin isimli aşk eseriyle Nizami'nin Leyla ve Mecnun, Firdevsi'nin Şehname ve Shekaspeare'in Romeo ve Juliet eserleri düzeyinde evrensel nitelikte bir yapıt ortaya koymuş bir filozof ve bilge kişiliktir.

 Doç. Dr. Bilal, Ahmed-i Hani’den bahsederken şöyle der:  "Ahmed-i Hani, kendi yaşadığı dönemde insana ve insanî olana değer verilmeyişini, insanî olanın yerine materyalizmin ikame edilmiş olmasına tepki göstermiştir. İnsanî tecrübenin en temel kategorileri olan felsefe, edebiyat ve bilime kimsenin ilgi göstermemesini, paranın ve materyalizmin her şeyin ölçüsü haline getirilmesini Ahmed-i Hani, merkezî insanî sorun olarak değerlendirmektedir; çünkü materyalizm, insanî olan her şeyi yani maneviyatı, özgürlüğü, yaşamı ve aşkı tüketmekte ve yozlaştırmaktadır. O sadece kendi döneminin materyalizmine değil, bütün zamanların materyalizmine ve tüketiciliğine karşı yazmayı, öğrenmeyi ve olgunlaşmayı, manevî ve insanî bir karşı koyuş biçimi olarak ortaya koymaktadır. Mem u Zin hikâyesi, Ahmed-i Hani'nin bütün zamanların materyalizmine karşı yazdığı bir reddiyedir. "

Ahmed-i Hani, aşkın gücüne inanmaktadır, çünkü insan olarak bireye inanmaktadır. Mem û Zîn aşk, umut, özgürlük, çaba, azim gibi bütün erdemleri kendisinde toplayan büyük bir maceradır. Sonu olmayan aşk macerası, uğruna her türlü zorluğu göze almayı gerektirmektedir. Aşk, temelde bir özgürlük ve yaşam mücadelesidir. Mem ve Zin, aşk denilen maceralarında Botan Beyi'nin hayatlarına müdahalesini reddetmişlerdir. Bu, güç ve iktidarı elinde bulunduran otoritenin her zaman bireysel, özel ve muhterem olana müdahale edebileceğini ortaya koymakta ve bu noktada aşk, dışarıdan gelen zorbaca müdahaleye karşı bireyin sadece kendisine mahsus olan özgür yaşam alanını nasıl koruyabileceğini sembolize etmektedir.

Ahmed-i Hani, felsefesini ‘aşk’ta ifadelendirmiştir.  O, ne bir sosyalist ne de bir nasyonalisttir. O, aşkta sahici anlamda olgun ve özgür insan olmanın yollarını ortaya koymaya çalışan büyük bir bilgedir.   O, bütün insanların farklılıklarını koruyarak özgür olmalarını savunmaktadır. Çünkü Hani’ye göre  "her ot ancak kendi kökleri üzerine gelişebilmektedir."  edebifikir sitesi

       Kaynak:

  • Mem û Zin. M. Emin Bozarslan. Hasat Yayınları.
  • Kovara Nubihar
  • Kovara Nupelda
  • Mem û Zin. Sadık Yalsızuçanlar. Timaş Yayınları.
Views: 431 | Added by: volongoto | Rating: 0.0/0
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Search

Calendar
«  September 2010  »
SuMoTuWeThFrSa
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930

Entries archive

Site friends
  • bedava site yapimi

  • AGAHI
    Newroz Piroz Bè
    Tavsançali.ucoz.com
    Panoya Agahi
    Céjna Qurbanè Piroz Bé



    Tavsançali.ucoz.com
    Copyright MyCorp © 2016